dask

ANALİZ - Hürmüz gerilimi ABD ekonomisini nasıl etkiledi?

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 28.04.2026 - 12:06, Güncelleme: 28.04.2026 - 12:30 47 kez okundu.
 

ANALİZ - Hürmüz gerilimi ABD ekonomisini nasıl etkiledi?

- Global Petrol Prices verilerine göre çatışmaların başlamasından nisan ayı başına kadar ABD'de petrol fiyatları yüzde 31, motorin fiyatları ise yüzde 41 oranında artmıştır. Yoğunlaşan maliyet baskıları, ABD'de bahar ekimlerinin devam ettiği bir dönemde üreticileri, perakendecileri ve çiftçileri sıkıştırmaya başlamıştır - Trump, 7 Nisan'da ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesi sınırsız uzattığını ilan etmiş olsa da ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği ve Hürmüz Boğazı üzerinden düzenli sevkiyat akışının yeniden başlayıp başlamayacağı belirsizliğini korumaktadır
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sarı, Hürmüz Boğazı krizinin ABD ekonomisine etkilerini ve savaşın sürmesi halinde ortaya çıkabilecek olası ekonomik senaryoları AA Analiz için kaleme aldı. *** Orta Doğu’daki savaşın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasıyla tetiklenen küresel enerji krizi, ABD için hem stratejik bir güç gösterisi hem de derin bir ekonomik kırılganlık kaynağı haline gelmiştir. ABD, günlük 21,6 milyon varillik rekor üretim kapasitesiyle fiziksel arz güvenliğini büyük ölçüde sağlasa ve iç envanterlerini artırmayı başarsa da piyasa yapısı gereği küresel fiyat şoklarına karşı savunmasız kalmıştır. Nisan 2026 itibarıyla 120 dolar sınırına dayanan petrol fiyatları, Amerikan tüketicisini doğrudan vuran bir talep yıkımına yol açmıştır. Boru hattı darboğazları nedeniyle üretim artışının sınırlanması ve enerji maliyetlerindeki artışın stagflasyon endişelerini körüklemesi, ABD Merkez Bankasının (Fed) manevra alanını daraltırken Michigan Tüketici Güven Endeksi'ni tarihi bir şekilde diplere sürüklemiş, bu da enerji bağımsızlığının yerel fiyat istikrarını garanti etmeye yetmediğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. - ABD petrol piyasasındaki yapısal çelişkiler ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin dünyadaki en büyük petrol üreticisi olması sebebiyle artan fiyatlardan finansal fayda sağlandığını ve krizden diğer ülkeler kadar etkilenilmediğini öne sürse de entegre küresel piyasa yapısı bu tezi zayıflatmaktadır. Başka bir deyişle, Basra Körfezi'nden yapılan günde yaklaşık 490 bin varillik ithalat, toplam ABD ithalatının yalnızca yüzde 8'ini oluştursa da (toplam ithalatın yüzde 70'i Kanada ve Meksika'dan gelmektedir) petrol fiyatlarının küresel bir havuzda belirlenmesi nedeniyle tedarik zincirindeki herhangi bir kırılma ABD iç pazarındaki fiyatları doğrudan yukarı çekmekte ve faturayı hane halkı ile işletmelere kesmektedir. Ayrıca ABD, hafif ve daha az yoğun ham petrol üretip ihraç ederken yerel rafinerileri dışarıdan gelen daha ağır ham petrole göre dizayn edildiği için ithalata yönelik yapısal bir bağımlılık taşımaktadır. Global Petrol Prices verilerine göre çatışmaların başlamasından nisan ayı başına kadar ABD'de petrol fiyatları yüzde 31, motorin fiyatları ise yüzde 41 oranında artmıştır. Yoğunlaşan maliyet baskıları, ABD'de bahar ekimlerinin devam ettiği bir dönemde üretici, perakendeci ve çiftçileri sıkıştırmaya başlamıştır. ABD yönetimi, normalde yaz aylarında uygulanan yakıt kısıtlamalarını askıya almak ve yüzde 15 etanol karışımlı benzin satışına sezon boyunca izin vermek zorunda kalmıştır. - Stagflasyonist baskılar ve Fed’in politika çıkmazı Savaş başlamadan önce ABD’de zaten yavaşlayan bir ekonomi söz konusuyken; mevcut krizin makroekonomik bilançosu en net şekilde enflasyon kanalında kendisini göstermektedir. Dallas Fed’in analizlerine göre, boğazdaki kapanmanın süresine bağlı olarak 2026’nın dördüncü çeyreğinde manşet kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) enflasyonunda 0.35 ile 1.47 yüzde puan, çekirdek enflasyonda ise 0.18 ile 0.49 yüzde puan arasında bir yükseliş beklenmektedir. Yüksek fiyatların yaratacağı bu maliyet yükü, talep yıkımına ve ekonomik daralmaya zemin hazırlarken, Fed yetkililerini artan enerji fiyatlarının yarattığı kısa vadeli stagflasyonist baskılar ile faiz politikasını yönetme konusunda oldukça zorlu bir konuma itmektedir. Fed Başkanı Jerome Powell, son toplantıda merkez bankasının enflasyon düşüşe geçene kadar faiz oranlarını indirmeyeceğini belirtmiş ve faiz oranlarını yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 aralığında sabit tutmuştur. Ancak finans piyasaları orta vadede daha yüksek enflasyonu fiyatlamaktadır. On yıllık hazine tahvillerinin getirisi, çatışmalar başlamadan önceki yüzde 4'ün altındaki seviyesinden mart ayında yüzde 4,4'ün üzerine çıkmıştır. Bu süreçte artan yatırımcı endişesi finansal piyasaları doğrudan etkilemiş; S&P 500 endeksi yüzde 2.2, Dow Jones endeksi yüzde 4.0 değer kaybederken, piyasadaki oynaklık beklentisini ölçen VIX endeksi yüzde 11.7 oranında sert bir yükseliş göstermiştir. Dolar Endeksi (DXY) ise güvenli liman arayışıyla yüzde 2.0 oranında değer kazanmıştır. ABD yönetiminin stratejisinin temelinde enflasyonu kontrol altına almak, uygulanan agresif küresel gümrük tarifelerinin yaratacağı iç enflasyonist baskıyı dengelemek ve ekonomik büyümeyi canlandırmak için enerji maliyetlerini düşürmek yatmaktadır. Ucuz enerji aynı zamanda sanayinin ülkeye geri çekilmesi ve yüksek elektrik tüketen yapay zeka veri merkezlerinin rekabet gücü için kritik görülmektedir. Bu hedefler doğrultusunda, Stratejik Petrol Rezervinden (SPR) 172 milyon varil serbest bırakılmış ve Doğu Kıyısı’ndaki arz sorunlarını hafifletmek için yabancı bayraklı gemilerin yurtiçi taşıma yapmasını sağlayan 60 günlük geçici Jones Yasası muafiyeti devreye alınmıştır. Ancak fiyatları düşürme çabası, ABD kaya petrolü sektörü için kritik bir karlılık açmazı yaratmaktadır. Ekonomik optimizasyon, üreticilerin hem kar etmeye devam edeceği hem de yatırımlarını sürdürebileceği, aynı zamanda enflasyonist baskıların yatışacağı 80-90 dolar bandındaki kontrollü bir düşüşü gerektirmektedir. - Küresel makroekonomik risk senaryoları Trump, 7 Nisan'da ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesi sınırsız uzattığını ilan etmiş olsa da ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği ve Hürmüz Boğazı üzerinden düzenli sevkiyat akışının yeniden başlayıp başlamayacağı belirsizliğini korumaktadır. Nisan ayının sonu itibarıyla, krizin gelecekteki seyrine ilişkin IEA, IMF, Goldman Sachs, JPMorgan gibi büyük finans kuruluşları ve enerji otoritelerinin sunduğu makroekonomik risk senaryoları durumun potansiyel ciddiyetini ortaya koymaktadır. Buna göre, nisan ayındaki ateşkesin kalıcı bir barışa dönüştüğü iyimser senaryoda, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatında yıllık bazda yalnızca yüzde 1,4'lük sınırlı bir kayıp ve fiyatların hızla 85-95 dolar bandına çekilmesi öngörülmektedir. Mevcut gidişata en yakın olan baz senaryoda ise, çatışmanın üç ay süreceği ve tesislerdeki fiziksel hasarın kısıtlı kalacağı varsayılmaktadır. Bu durumun 2026 küresel ihracatında yüzde 5-6'lık bir daralmaya yol açarak fiyatları 110-130 dolar aralığında sabitleyeceği tahmin edilmektedir. Son olarak, İran'ın Hark Adası'ndaki kritik tesislerin kalıcı hasar gördüğü ve ABD ablukasının tam blokaja dönüştüğü kötümser senaryo, küresel ihracatta yüzde 8-9'luk yapısal bir yıkımı beraberinde getirerek petrol fiyatlarını 150 doların üzerine, Avrupa doğalgaz fiyatlarını ise 120 avro seviyesine taşıyabilecektir. Bu son senaryo, ancak 1970'lerin sonlarındaki küresel arz şoklarıyla kıyaslanabilecek yapısal bir yıkım anlamına gelmektedir. [Doç. Dr. İsmail Sarı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesidir.] * Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
- Global Petrol Prices verilerine göre çatışmaların başlamasından nisan ayı başına kadar ABD'de petrol fiyatları yüzde 31, motorin fiyatları ise yüzde 41 oranında artmıştır. Yoğunlaşan maliyet baskıları, ABD'de bahar ekimlerinin devam ettiği bir dönemde üreticileri, perakendecileri ve çiftçileri sıkıştırmaya başlamıştır - Trump, 7 Nisan'da ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesi sınırsız uzattığını ilan etmiş olsa da ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği ve Hürmüz Boğazı üzerinden düzenli sevkiyat akışının yeniden başlayıp başlamayacağı belirsizliğini korumaktadır

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sarı, Hürmüz Boğazı krizinin ABD ekonomisine etkilerini ve savaşın sürmesi halinde ortaya çıkabilecek olası ekonomik senaryoları AA Analiz için kaleme aldı.

***

Orta Doğu’daki savaşın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasıyla tetiklenen küresel enerji krizi, ABD için hem stratejik bir güç gösterisi hem de derin bir ekonomik kırılganlık kaynağı haline gelmiştir. ABD, günlük 21,6 milyon varillik rekor üretim kapasitesiyle fiziksel arz güvenliğini büyük ölçüde sağlasa ve iç envanterlerini artırmayı başarsa da piyasa yapısı gereği küresel fiyat şoklarına karşı savunmasız kalmıştır. Nisan 2026 itibarıyla 120 dolar sınırına dayanan petrol fiyatları, Amerikan tüketicisini doğrudan vuran bir talep yıkımına yol açmıştır. Boru hattı darboğazları nedeniyle üretim artışının sınırlanması ve enerji maliyetlerindeki artışın stagflasyon endişelerini körüklemesi, ABD Merkez Bankasının (Fed) manevra alanını daraltırken Michigan Tüketici Güven Endeksi'ni tarihi bir şekilde diplere sürüklemiş, bu da enerji bağımsızlığının yerel fiyat istikrarını garanti etmeye yetmediğini açık bir şekilde ortaya koymuştur.

- ABD petrol piyasasındaki yapısal çelişkiler

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin dünyadaki en büyük petrol üreticisi olması sebebiyle artan fiyatlardan finansal fayda sağlandığını ve krizden diğer ülkeler kadar etkilenilmediğini öne sürse de entegre küresel piyasa yapısı bu tezi zayıflatmaktadır. Başka bir deyişle, Basra Körfezi'nden yapılan günde yaklaşık 490 bin varillik ithalat, toplam ABD ithalatının yalnızca yüzde 8'ini oluştursa da (toplam ithalatın yüzde 70'i Kanada ve Meksika'dan gelmektedir) petrol fiyatlarının küresel bir havuzda belirlenmesi nedeniyle tedarik zincirindeki herhangi bir kırılma ABD iç pazarındaki fiyatları doğrudan yukarı çekmekte ve faturayı hane halkı ile işletmelere kesmektedir. Ayrıca ABD, hafif ve daha az yoğun ham petrol üretip ihraç ederken yerel rafinerileri dışarıdan gelen daha ağır ham petrole göre dizayn edildiği için ithalata yönelik yapısal bir bağımlılık taşımaktadır.

Global Petrol Prices verilerine göre çatışmaların başlamasından nisan ayı başına kadar ABD'de petrol fiyatları yüzde 31, motorin fiyatları ise yüzde 41 oranında artmıştır. Yoğunlaşan maliyet baskıları, ABD'de bahar ekimlerinin devam ettiği bir dönemde üretici, perakendeci ve çiftçileri sıkıştırmaya başlamıştır. ABD yönetimi, normalde yaz aylarında uygulanan yakıt kısıtlamalarını askıya almak ve yüzde 15 etanol karışımlı benzin satışına sezon boyunca izin vermek zorunda kalmıştır.

- Stagflasyonist baskılar ve Fed’in politika çıkmazı

Savaş başlamadan önce ABD’de zaten yavaşlayan bir ekonomi söz konusuyken; mevcut krizin makroekonomik bilançosu en net şekilde enflasyon kanalında kendisini göstermektedir. Dallas Fed’in analizlerine göre, boğazdaki kapanmanın süresine bağlı olarak 2026’nın dördüncü çeyreğinde manşet kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) enflasyonunda 0.35 ile 1.47 yüzde puan, çekirdek enflasyonda ise 0.18 ile 0.49 yüzde puan arasında bir yükseliş beklenmektedir. Yüksek fiyatların yaratacağı bu maliyet yükü, talep yıkımına ve ekonomik daralmaya zemin hazırlarken, Fed yetkililerini artan enerji fiyatlarının yarattığı kısa vadeli stagflasyonist baskılar ile faiz politikasını yönetme konusunda oldukça zorlu bir konuma itmektedir.

Fed Başkanı Jerome Powell, son toplantıda merkez bankasının enflasyon düşüşe geçene kadar faiz oranlarını indirmeyeceğini belirtmiş ve faiz oranlarını yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 aralığında sabit tutmuştur. Ancak finans piyasaları orta vadede daha yüksek enflasyonu fiyatlamaktadır. On yıllık hazine tahvillerinin getirisi, çatışmalar başlamadan önceki yüzde 4'ün altındaki seviyesinden mart ayında yüzde 4,4'ün üzerine çıkmıştır. Bu süreçte artan yatırımcı endişesi finansal piyasaları doğrudan etkilemiş; S&P 500 endeksi yüzde 2.2, Dow Jones endeksi yüzde 4.0 değer kaybederken, piyasadaki oynaklık beklentisini ölçen VIX endeksi yüzde 11.7 oranında sert bir yükseliş göstermiştir. Dolar Endeksi (DXY) ise güvenli liman arayışıyla yüzde 2.0 oranında değer kazanmıştır.

ABD yönetiminin stratejisinin temelinde enflasyonu kontrol altına almak, uygulanan agresif küresel gümrük tarifelerinin yaratacağı iç enflasyonist baskıyı dengelemek ve ekonomik büyümeyi canlandırmak için enerji maliyetlerini düşürmek yatmaktadır. Ucuz enerji aynı zamanda sanayinin ülkeye geri çekilmesi ve yüksek elektrik tüketen yapay zeka veri merkezlerinin rekabet gücü için kritik görülmektedir. Bu hedefler doğrultusunda, Stratejik Petrol Rezervinden (SPR) 172 milyon varil serbest bırakılmış ve Doğu Kıyısı’ndaki arz sorunlarını hafifletmek için yabancı bayraklı gemilerin yurtiçi taşıma yapmasını sağlayan 60 günlük geçici Jones Yasası muafiyeti devreye alınmıştır. Ancak fiyatları düşürme çabası, ABD kaya petrolü sektörü için kritik bir karlılık açmazı yaratmaktadır. Ekonomik optimizasyon, üreticilerin hem kar etmeye devam edeceği hem de yatırımlarını sürdürebileceği, aynı zamanda enflasyonist baskıların yatışacağı 80-90 dolar bandındaki kontrollü bir düşüşü gerektirmektedir.

- Küresel makroekonomik risk senaryoları

Trump, 7 Nisan'da ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesi sınırsız uzattığını ilan etmiş olsa da ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşmeyeceği ve Hürmüz Boğazı üzerinden düzenli sevkiyat akışının yeniden başlayıp başlamayacağı belirsizliğini korumaktadır. Nisan ayının sonu itibarıyla, krizin gelecekteki seyrine ilişkin IEA, IMF, Goldman Sachs, JPMorgan gibi büyük finans kuruluşları ve enerji otoritelerinin sunduğu makroekonomik risk senaryoları durumun potansiyel ciddiyetini ortaya koymaktadır. Buna göre, nisan ayındaki ateşkesin kalıcı bir barışa dönüştüğü iyimser senaryoda, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatında yıllık bazda yalnızca yüzde 1,4'lük sınırlı bir kayıp ve fiyatların hızla 85-95 dolar bandına çekilmesi öngörülmektedir. Mevcut gidişata en yakın olan baz senaryoda ise, çatışmanın üç ay süreceği ve tesislerdeki fiziksel hasarın kısıtlı kalacağı varsayılmaktadır. Bu durumun 2026 küresel ihracatında yüzde 5-6'lık bir daralmaya yol açarak fiyatları 110-130 dolar aralığında sabitleyeceği tahmin edilmektedir. Son olarak, İran'ın Hark Adası'ndaki kritik tesislerin kalıcı hasar gördüğü ve ABD ablukasının tam blokaja dönüştüğü kötümser senaryo, küresel ihracatta yüzde 8-9'luk yapısal bir yıkımı beraberinde getirerek petrol fiyatlarını 150 doların üzerine, Avrupa doğalgaz fiyatlarını ise 120 avro seviyesine taşıyabilecektir. Bu son senaryo, ancak 1970'lerin sonlarındaki küresel arz şoklarıyla kıyaslanabilecek yapısal bir yıkım anlamına gelmektedir.

[Doç. Dr. İsmail Sarı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.