dask

"Bitmeyen güreşin efsanesi" Kırkpınar 665. kez Sarayiçi'nde yaşatılacak

Spor (AA) - Anadolu Ajansı | 29.06.2026 - 11:15, Güncelleme: 29.06.2026 - 15:12 30 kez okundu.
 

"Bitmeyen güreşin efsanesi" Kırkpınar 665. kez Sarayiçi'nde yaşatılacak

- Rumeli'nin fethine giden 40 akıncıdan Ali ile Selim kardeşlerin güreşiyle doğduğu rivayet edilen Kırkpınar, kendine has ritüelleriyle 665. kez Sarayiçi Er Meydanı'nda hayat bulacak
EDİRNE (AA) - SALİH BARAN - Kendine has ritüelleriyle "güreşin efsanesi" olarak nitelendirilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, asırlardır yaşatılan gelenekleriyle kültürel mirası geleceğe taşımayı sürdürüyor. İki akıncı kardeşin güreşirken vefat etmeleri sonucu "bitmeyen efsane güreş" olarak adlandırılan Türk yağlı güreşinin en büyük organizasyonu Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 665'inci buluşma 3-5 Temmuz günlerinde yapılacak. 3 Temmuz Cuma günü Sarayiçi Er Meydanı'nda minik pehlivanların kol bağlamasıyla başlayacak organizasyonda gelenek, 665'inci kez yaşatılacak. Aynı gün ilk 32'ye kalmak için başpehlivanlar mücadele edecek. Cumartesi ve pazar günü müsabakalar çeşitli boylarda devam edecek. Organizasyonun son gününde (pazar) ise herkesin beklediği Türkiye'nin başpehlivanı final güreşiyle belirlenecek.   - Efsanenin doğuşu Kırkpınar'ın, Rumeli'nin fethine giden 40 akıncıdan Ali ile Selim kardeşlerin, fetih yolunda birbirleriyle saatlerce güreşmeleri sonrası can verdikleri efsanenin vücut bulmuş hali olarak biliniyor. Ali ile Selim'in vefat ettiği yerde pınarların kaynaması sonrası da 40 akıncıya ithafen bu ad veriliyor. Rivayete göre, galibi belli olmayan güreşte can veren iki akıncının anısına başlayan Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yüzyıllardır sürdürülen gelenekleriyle Türk spor kültürünün en köklü organizasyonları arasında yer alıyor. Asırlardır bazı uygulamaları değişime uğrasa da Kırkpınar'ın "olmazsa olmaz" ritüelleri, organizasyonun efsane kimliğini yaşatmaya devam ediyor.   - Yağlı güreş oyunları Ayakta ve yerde yapılan güreşlerde oyunlar, "elense, tırpan, kaz kanadı, ayakta güreşi bağlama, budama, paça, kazık, kepçe, kemane, kolbastı, köstek, künde, boyunduruk, kurt kapanı, yanbaş, sarma" olarak sıralanıyor. Yağlı güreş kurallarına göre, rakibi sırt üstü getirmek, rakibini kucaklayıp, ayağını yerden kesmiş vaziyette en az üç adım taşımak, rakibi pes ettirmek, rakibin ayağından kispetini çıkarmak ya da boydan boya kispetin yırtılması yenilmenin işareti anlamına geliyor. Yağlı güreşlerde hakeme, seyirciye veya rakibe söz ya da işaretle hakaret etmek, rakiple tartışmak, güreşi sulandırmak, şike yapmak, güreş kurallarına uymamak, hakeme riayet etmemek ceza gerektiriyor.   - Kırkpınar'a özel terimler Kırkpınar'a özel bazı terimlerin anlamı ise şöyle: Ağa: Eskiye nazaran şimdi sadece bir simge durumunda olsa da ağa, Kırkpınar'ın vazgeçilmez ögelerinin başında geliyor. Eskiden güreşleri düzenleyen, konukları ağırlayan, ödüller dağıtan ağanın pek çok görevi Edirne Belediyesi ve Türkiye Güreş Federasyonu tarafından yapılıyor. Başpehlivan: Kırkpınar'da baş güreşlerinde rakibini yenen pehlivan Türkiye başpehlivanı ünvanını alıyor. Bu ünvanı 3 kere üst üste alan ya da farklı zamanlarda 5 kere başpehlivan olan güreşçi altın kemerin daimi sahibi oluyor. Kispet: Manda ve dana derisinden yapılan pehlivan giysisine verilen addır. Beli sarması için bel kısmında kalın bir ip bulunan kispetin, paça kısmı da bir sicimle bağlanır. İyi bağlanmayan bir paça, rakip güreşçinin parmaklarını paçadan içeri sokup yenmesi anlamına gelir. Kispetler zembil adı verilen hasır çantalarla taşınır. Peşrev: Pehlivanın rakibiyle güreşe tutuşmadan önce yaptığı egzersizlerin bütünüdür. Belirli bir ritüeli bulunan peşrev, pehlivanı seyreden güreşçiyi coşturarak, güreşçiye moral de yükler. Hakem heyeti önünde toplanan pehlivanlar, cazgırın tanıtımıyla peşreve başlar. Üç ileri, üç geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülür. Önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına vurulur. Bu şekilde çayırda gidiş geliş yapılır, bu sırada karşılaşılan rakibin paçaları yoklanır, sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, eller tutuşulur. Yağlanma: Güreşte, her iki pehlivan da savunma amaçlı yağlanır, yağ sürülen vücut kolay kavranamaz. Pehlivanlar, omuzlarına, göğüslerine, kol ve kispetlerine yağ sürer. Cazgır: "Salavatçı" da denilen cazgır, hakem heyetinin eşleştirdiği pehlivanların adlarını, memleketlerini uygun manilerle söyler, pehlivanları güreşe dua ile davet eder. Davulcu ve zurnacı: Güreşlerin olmazsa olmaz ögelerindendir. Çaldıkları ezgilerle pehlivanları ve seyirciyi coştururken, kimi zamanda güreşteki temponun düştüğünü, vuruşlarıyla pehlivanlara aktarırlar. Kırmızı dipli mum: Kırkpınar'ın davet simgesidir.
- Rumeli'nin fethine giden 40 akıncıdan Ali ile Selim kardeşlerin güreşiyle doğduğu rivayet edilen Kırkpınar, kendine has ritüelleriyle 665. kez Sarayiçi Er Meydanı'nda hayat bulacak

EDİRNE (AA) - SALİH BARAN - Kendine has ritüelleriyle "güreşin efsanesi" olarak nitelendirilen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, asırlardır yaşatılan gelenekleriyle kültürel mirası geleceğe taşımayı sürdürüyor.

İki akıncı kardeşin güreşirken vefat etmeleri sonucu "bitmeyen efsane güreş" olarak adlandırılan Türk yağlı güreşinin en büyük organizasyonu Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 665'inci buluşma 3-5 Temmuz günlerinde yapılacak.

3 Temmuz Cuma günü Sarayiçi Er Meydanı'nda minik pehlivanların kol bağlamasıyla başlayacak organizasyonda gelenek, 665'inci kez yaşatılacak. Aynı gün ilk 32'ye kalmak için başpehlivanlar mücadele edecek.

Cumartesi ve pazar günü müsabakalar çeşitli boylarda devam edecek. Organizasyonun son gününde (pazar) ise herkesin beklediği Türkiye'nin başpehlivanı final güreşiyle belirlenecek.

 

- Efsanenin doğuşu

Kırkpınar'ın, Rumeli'nin fethine giden 40 akıncıdan Ali ile Selim kardeşlerin, fetih yolunda birbirleriyle saatlerce güreşmeleri sonrası can verdikleri efsanenin vücut bulmuş hali olarak biliniyor. Ali ile Selim'in vefat ettiği yerde pınarların kaynaması sonrası da 40 akıncıya ithafen bu ad veriliyor.

Rivayete göre, galibi belli olmayan güreşte can veren iki akıncının anısına başlayan Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yüzyıllardır sürdürülen gelenekleriyle Türk spor kültürünün en köklü organizasyonları arasında yer alıyor.

Asırlardır bazı uygulamaları değişime uğrasa da Kırkpınar'ın "olmazsa olmaz" ritüelleri, organizasyonun efsane kimliğini yaşatmaya devam ediyor.

 

- Yağlı güreş oyunları

Ayakta ve yerde yapılan güreşlerde oyunlar, "elense, tırpan, kaz kanadı, ayakta güreşi bağlama, budama, paça, kazık, kepçe, kemane, kolbastı, köstek, künde, boyunduruk, kurt kapanı, yanbaş, sarma" olarak sıralanıyor.

Yağlı güreş kurallarına göre, rakibi sırt üstü getirmek, rakibini kucaklayıp, ayağını yerden kesmiş vaziyette en az üç adım taşımak, rakibi pes ettirmek, rakibin ayağından kispetini çıkarmak ya da boydan boya kispetin yırtılması yenilmenin işareti anlamına geliyor.

Yağlı güreşlerde hakeme, seyirciye veya rakibe söz ya da işaretle hakaret etmek, rakiple tartışmak, güreşi sulandırmak, şike yapmak, güreş kurallarına uymamak, hakeme riayet etmemek ceza gerektiriyor.

 

- Kırkpınar'a özel terimler

Kırkpınar'a özel bazı terimlerin anlamı ise şöyle:

Ağa: Eskiye nazaran şimdi sadece bir simge durumunda olsa da ağa, Kırkpınar'ın vazgeçilmez ögelerinin başında geliyor. Eskiden güreşleri düzenleyen, konukları ağırlayan, ödüller dağıtan ağanın pek çok görevi Edirne Belediyesi ve Türkiye Güreş Federasyonu tarafından yapılıyor.

Başpehlivan: Kırkpınar'da baş güreşlerinde rakibini yenen pehlivan Türkiye başpehlivanı ünvanını alıyor. Bu ünvanı 3 kere üst üste alan ya da farklı zamanlarda 5 kere başpehlivan olan güreşçi altın kemerin daimi sahibi oluyor.

Kispet: Manda ve dana derisinden yapılan pehlivan giysisine verilen addır. Beli sarması için bel kısmında kalın bir ip bulunan kispetin, paça kısmı da bir sicimle bağlanır. İyi bağlanmayan bir paça, rakip güreşçinin parmaklarını paçadan içeri sokup yenmesi anlamına gelir. Kispetler zembil adı verilen hasır çantalarla taşınır.

Peşrev: Pehlivanın rakibiyle güreşe tutuşmadan önce yaptığı egzersizlerin bütünüdür. Belirli bir ritüeli bulunan peşrev, pehlivanı seyreden güreşçiyi coşturarak, güreşçiye moral de yükler. Hakem heyeti önünde toplanan pehlivanlar, cazgırın tanıtımıyla peşreve başlar. Üç ileri, üç geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülür. Önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına vurulur. Bu şekilde çayırda gidiş geliş yapılır, bu sırada karşılaşılan rakibin paçaları yoklanır, sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, eller tutuşulur.

Yağlanma: Güreşte, her iki pehlivan da savunma amaçlı yağlanır, yağ sürülen vücut kolay kavranamaz. Pehlivanlar, omuzlarına, göğüslerine, kol ve kispetlerine yağ sürer.

Cazgır: "Salavatçı" da denilen cazgır, hakem heyetinin eşleştirdiği pehlivanların adlarını, memleketlerini uygun manilerle söyler, pehlivanları güreşe dua ile davet eder.

Davulcu ve zurnacı: Güreşlerin olmazsa olmaz ögelerindendir. Çaldıkları ezgilerle pehlivanları ve seyirciyi coştururken, kimi zamanda güreşteki temponun düştüğünü, vuruşlarıyla pehlivanlara aktarırlar.

Kırmızı dipli mum: Kırkpınar'ın davet simgesidir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.