dask

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi: (3)

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 02.02.2026 - 21:00, Güncelleme: 02.02.2026 - 21:52 336 kez okundu.
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi: (3)

- "Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür" - "Biz bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız" - "Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz" - "Türkiye olarak komşumuz Suriye'nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz" - "Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir" - "Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır" - "Türkiye çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkla duracaktır"
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür." dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Suriye'nin 911 kilometre ile Türkiye'nin kara sınırlarının en uzun olduğu komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, Suriye'nin, bunun da ötesinde çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlarla kardeş bir ülke olduğunu söyledi. "Dicle ve Fırat ne kadar kardeşse, biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz." ifadelerini kullanan Erdoğan, yıllardır Türkiye'nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevrelerinin bir türlü anlayamadığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: " 'Orta Doğu bataklığı' dediler. 'Bize ne Suriye'den' dediler. Suriye ile Türkiye'nin güvenliğinin iç içe geçtiğini görmek, bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca, Suriye'deki gelişmeleri doğru okuyamayanlar, bugün de aynı çizgide politika yapmaya, söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son üç haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta Ana Muhalefet Partisi olmak üzere Suriye'deki hadiselere, ideolojik taasubla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye'nin meşru yöneticilerini hedef olarak, insanları ayrıştırarak, bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye, Suriye yönetimi ile yakın işbirliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken, gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken, 'Kürt düşmanı' gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz, bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye'nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz." - "Sorunun, tek ordu, devlet ve Suriye temelinde çözülmesi önemli" Türkiye'nin yanı başında sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin, Suriye halkının tüm kesimlerinin barış, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir komşu görmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, bütün mücadelenin, önce Suriye'de, ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yönelik olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti: "Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden, tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak'ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan, anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye, çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan, bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkta duracaktır." - "Dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz" "Şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başımız dara düştüğünde, yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. 'Sel gider, kum kalır.' Evet Suriye'de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Nusayri'nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah'ın izniyle gelecektir. Rabb'im kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin." - "Tüm mazlum ve mağdurlar için mücadele edeceğiz" Erdoğan, yarın, Suudi Arabistan ve Mısır'ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkacağını belirterek, her iki kardeş ülkede yapacakları görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanında, bölgedeki sıcak gelişmeleri de ele alacaklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz, İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz, inşallah bunları değerlendireceğiz." dedi. Asrın felaketinin 3. yıl dönümünde Osmaniye'de olacağını ve Osmaniyelilerle hasret gidereceğini dile getiren Erdoğan, "Rabb'im ömür verdikçe, 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun, başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. ​​​​​​​(Bitti)
- "Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür" - "Biz bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız" - "Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz" - "Türkiye olarak komşumuz Suriye'nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz" - "Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir" - "Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır" - "Türkiye çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkla duracaktır"

ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

Suriye'nin 911 kilometre ile Türkiye'nin kara sınırlarının en uzun olduğu komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, Suriye'nin, bunun da ötesinde çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlarla kardeş bir ülke olduğunu söyledi.

"Dicle ve Fırat ne kadar kardeşse, biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz." ifadelerini kullanan Erdoğan, yıllardır Türkiye'nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevrelerinin bir türlü anlayamadığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

" 'Orta Doğu bataklığı' dediler. 'Bize ne Suriye'den' dediler. Suriye ile Türkiye'nin güvenliğinin iç içe geçtiğini görmek, bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca, Suriye'deki gelişmeleri doğru okuyamayanlar, bugün de aynı çizgide politika yapmaya, söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son üç haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta Ana Muhalefet Partisi olmak üzere Suriye'deki hadiselere, ideolojik taasubla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye'nin meşru yöneticilerini hedef olarak, insanları ayrıştırarak, bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar.

Türkiye, Suriye yönetimi ile yakın işbirliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken, gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken, 'Kürt düşmanı' gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz, bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye'nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz."

- "Sorunun, tek ordu, devlet ve Suriye temelinde çözülmesi önemli"

Türkiye'nin yanı başında sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin, Suriye halkının tüm kesimlerinin barış, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir komşu görmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, bütün mücadelenin, önce Suriye'de, ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yönelik olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti:

"Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden, tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak'ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan, anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye, çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan, bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkta duracaktır."

- "Dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz"

"Şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başımız dara düştüğünde, yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. 'Sel gider, kum kalır.' Evet Suriye'de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Nusayri'nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah'ın izniyle gelecektir. Rabb'im kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin."

- "Tüm mazlum ve mağdurlar için mücadele edeceğiz"

Erdoğan, yarın, Suudi Arabistan ve Mısır'ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkacağını belirterek, her iki kardeş ülkede yapacakları görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanında, bölgedeki sıcak gelişmeleri de ele alacaklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz, İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz, inşallah bunları değerlendireceğiz." dedi.

Asrın felaketinin 3. yıl dönümünde Osmaniye'de olacağını ve Osmaniyelilerle hasret gidereceğini dile getiren Erdoğan, "Rabb'im ömür verdikçe, 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun, başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

​​​​​​​(Bitti)

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.