dask

Ebola salgınının yayılması Afrika'da alarmı artırdı

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 22.10.2026 - 11:23, Güncelleme: 22.10.2026 - 11:31 133 kez okundu.
 

Ebola salgınının yayılması Afrika'da alarmı artırdı

- KDC'de Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgınında yaklaşık 9 bin 500 doğrulanmış vaka ve 4 bin 600'ün üzerinde ölüm bildirilirken, Kenya ve Nijerya'da da vakalar tespit edildi - Yeni doğrulanan vakaların yalnızca yüzde 15 ila 20'sinin daha önce belirlenen temaslılar arasından çıkması, bulaş zincirlerinin önemli bölümünün erken aşamada tespit edilemediğine işaret etti - Ebola vakasının Nijerya'da da tespit edilmesinin ardından Africa CDC, Afrika ülkelerinin sağlık bakanlarını olağanüstü toplantıya çağırdı
İSTANBUL (AA) - Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) ortaya çıkan ve komşu ülkelere yayılan Ebola salgını, Nijerya'da da ilk vakanın tespitiyle Afrika genelinde daha geniş bir coğrafyayı tehdit etmeye başladı. KDC'den komşu ülkelere yayılan salgında Nijerya'da da vaka tespit edilmesi, virüsün Afrika'da daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği endişesini artırdı. KDC'de ciddi ölümlere yol açan salgının Afrika'nın üç bölgesine yayılması, erken teşhis ve sınır ötesi sağlık koordinasyonundaki aksaklıkların yeni ülkelerde salgın riskini artırabileceğine işaret ediyor. AA muhabirinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ile etkilenen ülkelerin sağlık yetkililerinin açıklamalarından derlediği bilgilere göre, salgının yayılmasında geç teşhis, temaslı takibindeki eksiklikler ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler öne çıktı. Nadir görülen Bundibugyo virüsünün neden olduğu salgında KDC'de yaklaşık 9 bin 500 doğrulanmış vaka ve 4 bin 600'ün üzerinde ölüm bildirilirken, Kenya ve Nijerya'da da vakalar tespit edildi. Uganda'da ise daha önce doğrulanan 20 vakanın ardından salgın kontrol altına alındı. CDC'nin ağustos ayında yayımladığı saha araştırmasında, KDC'deki salgına müdahalede temaslı takibi, laboratuvar testleri ve hastaların tedavi merkezlerine ulaştırılması gibi alanlarda hedeflerin gerisinde kalındığı belirlendi. Öte yandan Uganda'da erken müdahale ve hızlı temaslı takibiyle salgının kontrol altına alınması, bölgesel işbirliği ve etkili sağlık gözetiminin önemini gösterdi. - Geç teşhis bulaş zincirlerinin tespitini zorlaştırıyor Araştırmalara göre, KDC'de vaka başına belirlenen temaslı sayısı ortalama 10,6'da kaldı. Oysa salgının kontrol altına alınabilmesi için her vaka başına en az 20 temaslının belirlenmesi hedefleniyordu. Yeni doğrulanmış vakaların yalnızca yüzde 15 ila 20'sinin daha önce bilinen temaslılar arasından çıkması da bulaş zincirlerinin önemli bölümünün erken aşamada tespit edilemediğine işaret etti. CDC, bu bulguların salgının toplum içinde kontrolsüz biçimde yayılmaya devam ettiğini gösteren önemli işaretler arasında bulunduğunu bildirdi. Araştırmada, doğrulanmış Ebola ölümlerinin yüzde 59'unun tedavi merkezleri dışında gerçekleştiği kaydedildi. Bu durum, hastaların sağlık kuruluşlarına zamanında ulaşamaması, tedavi merkezlerinin kapasitesine ilişkin sorunlar ve sağlık hizmetlerine duyulan güvensizlik gibi etkenlerin salgınla mücadeleyi zorlaştırabileceğini ortaya koydu. Laboratuvar kapasitesindeki eksiklikler de erken teşhisin önündeki engeller arasında yer aldı. CDC'nin değerlendirmesine göre, şüpheli vakalara ilişkin bildirimlerin yüzde 72'sine laboratuvar testi uygulanabildi. Salgına müdahalede belirlenen hedef ise bu oranın yüzde 90'ın üzerine çıkarılmasıydı. Söz konusu göstergeler, salgınla mücadelede yalnızca hastanelerin ve tedavi merkezlerinin kapasitesini artırmanın yeterli olmadığını ortaya koydu. Şüpheli vakaların erken belirlenmesi, sağlık kuruluşlarına hızlı biçimde ulaştırılması, temaslıların eksiksiz izlenmesi ve laboratuvar sonuçlarının zamanında alınması, bulaş zincirlerinin kesilmesi açısından önemli. DSÖ de salgının kontrolü için yerel gözetim sistemlerinin güçlendirilmesi, hastaların erken tespit edilmesi ve sağlık ekiplerinin etkilenen topluluklarla güvene dayalı ilişkiler kurması gerektiğini vurguluyor. - Nijerya'daki vaka erken müdahalenin önemini gösterdi Salgının farklı ülkelere ulaşması, sınır aşan insan hareketliliğinin yanı sıra vakaların belirtiler başladıktan sonra ne kadar sürede tespit edilebildiği sorusunu da gündeme getirdi. DSÖ ve Nijerya Sağlık Bakanlığı, Uganda'dan Nijerya'nın başkenti Abuja'ya gelen bir kadında Bundibugyo virüsünü doğruladı. Hastanın belirtileri 7 Ekim'de başladı, 11 Ekim'de özel bir sağlık kuruluşuna başvurdu ve laboratuvar testi 20 Ekim'de pozitif sonuç verdi. Sağlık yetkilileri, hastanın temaslısı olduğu belirlenen 44 kişiyi takibe aldı. Belirtilerin başlamasıyla laboratuvar doğrulaması arasında geçen süre, şüpheli vakaların erken değerlendirilmesinin önemini ortaya koydu. Bununla birlikte, tek bir vakadaki teşhis süresi bütün sağlık sisteminin performansını değerlendirmek için yeterli değil. Hastanın seyahat ve temas geçmişinin incelenmesi, olası bulaş kaynaklarının belirlenmesi ve temaslıların izlenmesi, salgının başka kişilere yayılmasını önlemek açısından önem taşıyor. Kenya'da da KDC'den Uganda üzerinden Nairobi'ye seyahat eden bir kişinin 5 Ekim'de hayatını kaybetmesinin ardından yürütülen incelemelerde 6 Ekim'de Ebola doğrulandı ve yakınları ve sağlık çalışanları arasında yeni vakalar belirlendi. Salgının ilk aşamalarında hastaların belirtiler ortaya çıkmadan veya hastalık teşhis edilmeden önce farklı bölgelere seyahat edebilmesi, ülkelerin sağlık sistemleri arasında hızlı bilgi paylaşımını gerekli kılıyor. Ancak sınır kontrolleri tek başına yeterli değil. Virüsün yayılmasını önlemek için sağlık kuruluşlarında şüpheli vakaların tanınması ve temaslı takibinin seyahat sonrasında da sürdürülmesi gerekiyor. - Çatışmalar ve sağlık hizmetlerine erişim güçlükleri KDC'nin doğusunda uzun süredir devam eden güvenlik sorunları, salgınla mücadeleyi zorlaştıran unsurlar arasında bulunuyor. Bölgedeki silahlı çatışmalar, yerinden edilmeler, sağlık altyapısının sınırlı olması ve bazı topluluklara ulaşımda yaşanan güçlükler, sağlık ekiplerinin hastaları belirleme ve tedaviye ulaştırma çalışmalarını etkiliyor. CDC'nin araştırmasında, etkilenen sağlık bölgelerinin yalnızca yüzde 49'unda güvenli ve insan onuruna uygun defin uygulamalarını yürütecek ekiplerin bulunduğu tespit edildi. Ebola nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin cenazelerinin güvenli biçimde hazırlanması ve defnedilmesi, cenaze süreçlerinde bulaş riskini azaltmak açısından kıymetli. Salgınla mücadelede yerel toplulukların sağlık ekiplerine duyduğu güven de kritik rol oynuyor. Hastalık belirtileri gösteren kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurması, temaslıların izleme çalışmalarına katılması ve koruyucu önlemlerin benimsenmesi, bulaş zincirlerinin kesilmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle salgın müdahalesinin yalnızca tıbbi tedaviyle sınırlı kalmaması, yerel sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve topluluklarla etkili iletişim kurulması gerekiyor. - Uganda örneği erken müdahalenin önemini ortaya koydu KDC'deki salgının komşu ülkelere ulaşması, bütün bölgede aynı sonuçların ortaya çıkacağı anlamına gelmiyor. Uganda'da yürütülen müdahale çalışmaları, erken teşhis ve hızlı koordinasyonun salgının kontrol altına alınmasına nasıl katkı sağlayabileceğini gösterdi. CDC'nin ekim ayında yayımlanan araştırmasında, Uganda'nın salgın müdahalesi üç aşamalı bir zamanlama çerçevesinde değerlendirildi. Bu çerçevede hastalığın ortaya çıkmasından tespitine kadar geçen süre için 7 gün, bildirimin yapılması için 1 gün ve ilk müdahale adımlarının tamamlanması için 7 gün hedefleniyor. Uganda, incelemede hastalığı 6 günde tespit ederek, bildirimi bir günden kısa sürede yaparak ve ilk müdahale adımlarını 2 günde tamamlayarak üç hedefi de karşıladı. Ülkede 8 Temmuz itibarıyla 20 doğrulanmış vaka kaydedilmişti. Bunların 15'i KDC'den gelen vakalar, 5'i ise ülke içindeki ikincil bulaşlar olarak sınıflandırılmıştı. Aynı tarihe kadar 831 temaslı belirlenmiş, şüpheli viral kanamalı ateş vakaları kapsamında 106 bölgeden 2 bin 337'den fazla kişiye test uygulanmıştı. Uganda'daki vakaların artış hızının müdahale ilerledikçe belirgin biçimde yavaşlaması, temaslı takibi ve hızlı yanıt kapasitesinin önemini ortaya koydu. Ülkede salgının sona erdiği daha sonra DSÖ tarafından ilan edildi. - Bundibugyo virüsüne karşı aşı ve tedavi Salgına neden olan Bundibugyo virüsü, Ebola virüsünün bilinen türlerinden biri. Bu türe karşı onaylanmış bir aşı veya spesifik tedavi bulunmaması, erken teşhis ve destekleyici sağlık hizmetlerinin önemini artırıyor. Ebola enfeksiyonlarında ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları ve sindirim sistemi belirtileri görülebiliyor. Ancak bu belirtiler başka hastalıklarda da ortaya çıkabildiğinden, doğru teşhis için klinik değerlendirme ve laboratuvar testleri gerekiyor. Bundibugyo virüsüne karşı aşı adayları ve tedavi seçenekleri üzerinde bilimsel çalışmalar sürüyor. Ancak diğer Ebola türlerine karşı geliştirilen aşıların bu virüse karşı da etkili olduğu varsayılamıyor. Bu nedenle, salgına özgü araştırmaların yanı sıra sağlık sistemlerinin erken uyarı ve müdahale kapasitesinin de güçlendirilmesi gerekiyor.   - Afrika ülkeleri ortak mücadele için hızlanıyor Salgının farklı ülkelere ulaşması, Afrika genelinde sağlık kuruluşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini gündeme getirdi. Nijerya Sağlık Bakanı Muhammad Ali Pate, ülkede ilk Ebola vakasının doğrulanmasının ardından salgının yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemlerin devreye alındığını açıkladı. Uganda seyahatinin ardından 7 Ekim'de Nijerya'ya dönen kadın hastada virüsün laboratuvar testleriyle doğrulandığını belirten Pate, hastanın izolasyona alındığını ve tedavi gördüğünü bildirdi. Yetkililer, hastayla temas ettiği belirlenen 44 kişiyi takibe alırken havalimanları ve ülkeye giriş noktalarındaki sağlık denetimlerini de artırdı. Öte yandan Nijerya'da ilk vakanın tespit edilmesi ve salgının kıtanın farklı bölgelerine yayılması üzerine Africa CDC, Afrika ülkelerinin sağlık bakanlarını 28 Ekim'de olağanüstü çevrim içi toplantıya çağırdı. Uzmanlar, sınır ötesi veri paylaşımının güçlendirilmesi, temaslı takibinin kesintisiz yürütülmesi, sağlık çalışanlarının korunması ve uluslararası kaynakların şeffaf biçimde kullanılması gibi adımların salgının daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını önlemede belirleyici olacağına işaret ediyor.
- KDC'de Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgınında yaklaşık 9 bin 500 doğrulanmış vaka ve 4 bin 600'ün üzerinde ölüm bildirilirken, Kenya ve Nijerya'da da vakalar tespit edildi - Yeni doğrulanan vakaların yalnızca yüzde 15 ila 20'sinin daha önce belirlenen temaslılar arasından çıkması, bulaş zincirlerinin önemli bölümünün erken aşamada tespit edilemediğine işaret etti - Ebola vakasının Nijerya'da da tespit edilmesinin ardından Africa CDC, Afrika ülkelerinin sağlık bakanlarını olağanüstü toplantıya çağırdı

İSTANBUL (AA) - Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) ortaya çıkan ve komşu ülkelere yayılan Ebola salgını, Nijerya'da da ilk vakanın tespitiyle Afrika genelinde daha geniş bir coğrafyayı tehdit etmeye başladı.

KDC'den komşu ülkelere yayılan salgında Nijerya'da da vaka tespit edilmesi, virüsün Afrika'da daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği endişesini artırdı.

KDC'de ciddi ölümlere yol açan salgının Afrika'nın üç bölgesine yayılması, erken teşhis ve sınır ötesi sağlık koordinasyonundaki aksaklıkların yeni ülkelerde salgın riskini artırabileceğine işaret ediyor.

AA muhabirinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ile etkilenen ülkelerin sağlık yetkililerinin açıklamalarından derlediği bilgilere göre, salgının yayılmasında geç teşhis, temaslı takibindeki eksiklikler ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler öne çıktı.

Nadir görülen Bundibugyo virüsünün neden olduğu salgında KDC'de yaklaşık 9 bin 500 doğrulanmış vaka ve 4 bin 600'ün üzerinde ölüm bildirilirken, Kenya ve Nijerya'da da vakalar tespit edildi. Uganda'da ise daha önce doğrulanan 20 vakanın ardından salgın kontrol altına alındı.

CDC'nin ağustos ayında yayımladığı saha araştırmasında, KDC'deki salgına müdahalede temaslı takibi, laboratuvar testleri ve hastaların tedavi merkezlerine ulaştırılması gibi alanlarda hedeflerin gerisinde kalındığı belirlendi.

Öte yandan Uganda'da erken müdahale ve hızlı temaslı takibiyle salgının kontrol altına alınması, bölgesel işbirliği ve etkili sağlık gözetiminin önemini gösterdi.

- Geç teşhis bulaş zincirlerinin tespitini zorlaştırıyor

Araştırmalara göre, KDC'de vaka başına belirlenen temaslı sayısı ortalama 10,6'da kaldı. Oysa salgının kontrol altına alınabilmesi için her vaka başına en az 20 temaslının belirlenmesi hedefleniyordu.

Yeni doğrulanmış vakaların yalnızca yüzde 15 ila 20'sinin daha önce bilinen temaslılar arasından çıkması da bulaş zincirlerinin önemli bölümünün erken aşamada tespit edilemediğine işaret etti.

CDC, bu bulguların salgının toplum içinde kontrolsüz biçimde yayılmaya devam ettiğini gösteren önemli işaretler arasında bulunduğunu bildirdi.

Araştırmada, doğrulanmış Ebola ölümlerinin yüzde 59'unun tedavi merkezleri dışında gerçekleştiği kaydedildi.

Bu durum, hastaların sağlık kuruluşlarına zamanında ulaşamaması, tedavi merkezlerinin kapasitesine ilişkin sorunlar ve sağlık hizmetlerine duyulan güvensizlik gibi etkenlerin salgınla mücadeleyi zorlaştırabileceğini ortaya koydu. Laboratuvar kapasitesindeki eksiklikler de erken teşhisin önündeki engeller arasında yer aldı.

CDC'nin değerlendirmesine göre, şüpheli vakalara ilişkin bildirimlerin yüzde 72'sine laboratuvar testi uygulanabildi. Salgına müdahalede belirlenen hedef ise bu oranın yüzde 90'ın üzerine çıkarılmasıydı.

Söz konusu göstergeler, salgınla mücadelede yalnızca hastanelerin ve tedavi merkezlerinin kapasitesini artırmanın yeterli olmadığını ortaya koydu.

Şüpheli vakaların erken belirlenmesi, sağlık kuruluşlarına hızlı biçimde ulaştırılması, temaslıların eksiksiz izlenmesi ve laboratuvar sonuçlarının zamanında alınması, bulaş zincirlerinin kesilmesi açısından önemli.

DSÖ de salgının kontrolü için yerel gözetim sistemlerinin güçlendirilmesi, hastaların erken tespit edilmesi ve sağlık ekiplerinin etkilenen topluluklarla güvene dayalı ilişkiler kurması gerektiğini vurguluyor.

- Nijerya'daki vaka erken müdahalenin önemini gösterdi

Salgının farklı ülkelere ulaşması, sınır aşan insan hareketliliğinin yanı sıra vakaların belirtiler başladıktan sonra ne kadar sürede tespit edilebildiği sorusunu da gündeme getirdi.

DSÖ ve Nijerya Sağlık Bakanlığı, Uganda'dan Nijerya'nın başkenti Abuja'ya gelen bir kadında Bundibugyo virüsünü doğruladı.

Hastanın belirtileri 7 Ekim'de başladı, 11 Ekim'de özel bir sağlık kuruluşuna başvurdu ve laboratuvar testi 20 Ekim'de pozitif sonuç verdi. Sağlık yetkilileri, hastanın temaslısı olduğu belirlenen 44 kişiyi takibe aldı.

Belirtilerin başlamasıyla laboratuvar doğrulaması arasında geçen süre, şüpheli vakaların erken değerlendirilmesinin önemini ortaya koydu.

Bununla birlikte, tek bir vakadaki teşhis süresi bütün sağlık sisteminin performansını değerlendirmek için yeterli değil. Hastanın seyahat ve temas geçmişinin incelenmesi, olası bulaş kaynaklarının belirlenmesi ve temaslıların izlenmesi, salgının başka kişilere yayılmasını önlemek açısından önem taşıyor.

Kenya'da da KDC'den Uganda üzerinden Nairobi'ye seyahat eden bir kişinin 5 Ekim'de hayatını kaybetmesinin ardından yürütülen incelemelerde 6 Ekim'de Ebola doğrulandı ve yakınları ve sağlık çalışanları arasında yeni vakalar belirlendi.

Salgının ilk aşamalarında hastaların belirtiler ortaya çıkmadan veya hastalık teşhis edilmeden önce farklı bölgelere seyahat edebilmesi, ülkelerin sağlık sistemleri arasında hızlı bilgi paylaşımını gerekli kılıyor.

Ancak sınır kontrolleri tek başına yeterli değil. Virüsün yayılmasını önlemek için sağlık kuruluşlarında şüpheli vakaların tanınması ve temaslı takibinin seyahat sonrasında da sürdürülmesi gerekiyor.

- Çatışmalar ve sağlık hizmetlerine erişim güçlükleri

KDC'nin doğusunda uzun süredir devam eden güvenlik sorunları, salgınla mücadeleyi zorlaştıran unsurlar arasında bulunuyor.

Bölgedeki silahlı çatışmalar, yerinden edilmeler, sağlık altyapısının sınırlı olması ve bazı topluluklara ulaşımda yaşanan güçlükler, sağlık ekiplerinin hastaları belirleme ve tedaviye ulaştırma çalışmalarını etkiliyor.

CDC'nin araştırmasında, etkilenen sağlık bölgelerinin yalnızca yüzde 49'unda güvenli ve insan onuruna uygun defin uygulamalarını yürütecek ekiplerin bulunduğu tespit edildi.

Ebola nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin cenazelerinin güvenli biçimde hazırlanması ve defnedilmesi, cenaze süreçlerinde bulaş riskini azaltmak açısından kıymetli.

Salgınla mücadelede yerel toplulukların sağlık ekiplerine duyduğu güven de kritik rol oynuyor. Hastalık belirtileri gösteren kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurması, temaslıların izleme çalışmalarına katılması ve koruyucu önlemlerin benimsenmesi, bulaş zincirlerinin kesilmesine yardımcı oluyor.

Bu nedenle salgın müdahalesinin yalnızca tıbbi tedaviyle sınırlı kalmaması, yerel sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve topluluklarla etkili iletişim kurulması gerekiyor.

- Uganda örneği erken müdahalenin önemini ortaya koydu

KDC'deki salgının komşu ülkelere ulaşması, bütün bölgede aynı sonuçların ortaya çıkacağı anlamına gelmiyor.

Uganda'da yürütülen müdahale çalışmaları, erken teşhis ve hızlı koordinasyonun salgının kontrol altına alınmasına nasıl katkı sağlayabileceğini gösterdi.

CDC'nin ekim ayında yayımlanan araştırmasında, Uganda'nın salgın müdahalesi üç aşamalı bir zamanlama çerçevesinde değerlendirildi.

Bu çerçevede hastalığın ortaya çıkmasından tespitine kadar geçen süre için 7 gün, bildirimin yapılması için 1 gün ve ilk müdahale adımlarının tamamlanması için 7 gün hedefleniyor.

Uganda, incelemede hastalığı 6 günde tespit ederek, bildirimi bir günden kısa sürede yaparak ve ilk müdahale adımlarını 2 günde tamamlayarak üç hedefi de karşıladı.

Ülkede 8 Temmuz itibarıyla 20 doğrulanmış vaka kaydedilmişti. Bunların 15'i KDC'den gelen vakalar, 5'i ise ülke içindeki ikincil bulaşlar olarak sınıflandırılmıştı.

Aynı tarihe kadar 831 temaslı belirlenmiş, şüpheli viral kanamalı ateş vakaları kapsamında 106 bölgeden 2 bin 337'den fazla kişiye test uygulanmıştı.

Uganda'daki vakaların artış hızının müdahale ilerledikçe belirgin biçimde yavaşlaması, temaslı takibi ve hızlı yanıt kapasitesinin önemini ortaya koydu. Ülkede salgının sona erdiği daha sonra DSÖ tarafından ilan edildi.

- Bundibugyo virüsüne karşı aşı ve tedavi

Salgına neden olan Bundibugyo virüsü, Ebola virüsünün bilinen türlerinden biri. Bu türe karşı onaylanmış bir aşı veya spesifik tedavi bulunmaması, erken teşhis ve destekleyici sağlık hizmetlerinin önemini artırıyor.

Ebola enfeksiyonlarında ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları ve sindirim sistemi belirtileri görülebiliyor. Ancak bu belirtiler başka hastalıklarda da ortaya çıkabildiğinden, doğru teşhis için klinik değerlendirme ve laboratuvar testleri gerekiyor.

Bundibugyo virüsüne karşı aşı adayları ve tedavi seçenekleri üzerinde bilimsel çalışmalar sürüyor. Ancak diğer Ebola türlerine karşı geliştirilen aşıların bu virüse karşı da etkili olduğu varsayılamıyor.

Bu nedenle, salgına özgü araştırmaların yanı sıra sağlık sistemlerinin erken uyarı ve müdahale kapasitesinin de güçlendirilmesi gerekiyor.

 

- Afrika ülkeleri ortak mücadele için hızlanıyor

Salgının farklı ülkelere ulaşması, Afrika genelinde sağlık kuruluşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini gündeme getirdi.

Nijerya Sağlık Bakanı Muhammad Ali Pate, ülkede ilk Ebola vakasının doğrulanmasının ardından salgının yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemlerin devreye alındığını açıkladı.

Uganda seyahatinin ardından 7 Ekim'de Nijerya'ya dönen kadın hastada virüsün laboratuvar testleriyle doğrulandığını belirten Pate, hastanın izolasyona alındığını ve tedavi gördüğünü bildirdi.

Yetkililer, hastayla temas ettiği belirlenen 44 kişiyi takibe alırken havalimanları ve ülkeye giriş noktalarındaki sağlık denetimlerini de artırdı.

Öte yandan Nijerya'da ilk vakanın tespit edilmesi ve salgının kıtanın farklı bölgelerine yayılması üzerine Africa CDC, Afrika ülkelerinin sağlık bakanlarını 28 Ekim'de olağanüstü çevrim içi toplantıya çağırdı.

Uzmanlar, sınır ötesi veri paylaşımının güçlendirilmesi, temaslı takibinin kesintisiz yürütülmesi, sağlık çalışanlarının korunması ve uluslararası kaynakların şeffaf biçimde kullanılması gibi adımların salgının daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını önlemede belirleyici olacağına işaret ediyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.