dask

Gastronomi uzmanlarından Türk dünyasında "ortak mutfak kültürü" oluşturulması önerisi

Kültür-Sanat (AA) - Anadolu Ajansı | 28.04.2026 - 12:05, Güncelleme: 28.04.2026 - 12:32 22 kez okundu.
 

Gastronomi uzmanlarından Türk dünyasında "ortak mutfak kültürü" oluşturulması önerisi

- Anadolu Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı Ayhan Gökdemir: - "Türk cumhuriyetlerinde yetişen öğrencileri Türkiye'de ağırlar, kendi öğrencilerimizi ise o ülkelere göndererek eğitim almalarını sağlarsak, mutfaklar arası kültür etkileşimi oluşturabiliriz" - Anadolu Gastro-Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Celal Dikkatli: - "Türk dünyasında ortak bir mutfak dili var ama ortak bir anlatı yok. İşte bu ortak anlatıyı kurabilmek bizim için çok kıymetli olacak. Bu ortak anlatıyı değişim programı ile yapabileceğimizi öngörüyoruz"
ANKARA (AA) - ELİF BAŞARAN/ESMA ÇELİK - Gastronomi uzmanları, "2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti" seçilen Ankara'nın, gastronomi alanında görünürlüğünün artırılması ve değişim programlarıyla Türk dünyasında "ortak mutfak kültürü" oluşturulması önerisinde bulundu. Temmuz 2025'te "2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti" seçilmesiyle çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Ankara'nın, turizm ve gastronomide daha görünür hale gelmesi için çalışmalar yürütülüyor. Anadolu Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı Ayhan Gökdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin gastronomi turizmi açısından köklü bir geçmişe ve zengin bir mutfak kültürüne sahip olduğunu, "sentez mutfağı" özelliğini taşıdığını belirterek, "Anadolu mutfağı çok güçlü bir mirasa sahip ancak henüz hak ettiği noktada değil. Türkiye adeta keşfedilmeyi bekleyen bir hazine." dedi. Ortak mutfak kültürünün dünyaya açılması bakımından eksikliklerin olduğuna değinen Gökdemir, "Ankara bir bürokrasi şehri, insanlar birçok yerden geliyor. Bu da çok büyük bir avantaj sağlıyor. Bu avantajı yemek kültürümüzü ön plana çıkararak kullanmalıyız." değerlendirmesinde bulundu. - "Türk cumhuriyetlerinde süreklilik arz eden festivaller düzenlemek istiyoruz" Gökdemir, Kırgızistan ve Kazakistan'daki üniversitelerin uygulama mutfaklarını örnek göstererek, "Türk cumhuriyetlerinde yetişen öğrencileri Türkiye'de ağırlar, kendi öğrencilerimizi ise o ülkelere göndererek eğitim almalarını sağlarsak, mutfaklar arası kültür etkileşimi oluşturabiliriz. Aynı zamanda Türk cumhuriyetlerinde süreklilik arz eden festivaller düzenlemek istiyoruz ama bu festivallerin yüzeysel olmaması, akademik yönden de birbirlerini tamamlaması gerekir." diye konuştu. Ayhan Gökdemir, Ankara'da turistlerin konaklama süresinin kısa olmasının gastronomi turizmini olumsuz etkilediğine dikkati çekerek, "Turistler Ankara'ya geliyor ancak uzun süre kalmıyor. Bu nedenle şehirdeki yemek kültürünü deneyimleme fırsatı bulamıyorlar. Konaklama süresi arttıkça gastronomi de gelişecektir.” değerlendirmesinde bulundu. - Ankara lezzetlerini tanıtacak festival planlanıyor Başkentte "Ankara simidi", "Ravak yoğurdu", "Beypazarı kurusu", "Beypazarı sarması" ve "Kalecik üzümü" gibi birçok yerel ürün bulunduğunu, bu değerlerin yeterince tanıtılamadığını belirten Gökdemir, yerel lezzetlerin görünür hale gelmesi için özellikle kadın kooperatiflerini destekleyeceklerini vurguladı. Gökdemir, Ankara'nın yemek kültürünün tanıtılmasına ilişkin, şöyle konuştu: "Ankara özelinde çok detaylı bir yemek kültürü festivali yapma planımız var. Bunun için detaylı bir çalışma içerisindeyiz. Ankara'nın bütün ilçelerini kapsayacak, çok geniş yelpazede ürünleri ön plana çıkarmak istiyoruz. Bu yiyecekleri hikayelerle, üretimlerle, nasıl ticari hale getirilebileceklerine ilişkin projelerle birlikte festivali bile aşabilecek bir oluşum yapmak istiyoruz." - Diplomasi mutfağı Ankara Anadolu Gastro-Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Celal Dikkatli de Ankara'nın siyasi kimliğinin gastronomiye değer kattığını ifade ederek, "Bütün konsoloslukların bulunduğu, diplomatik ilişkilerin sürdürüldüğü, dünya liderlerinin gelip gittiği, dolayısıyla birçok mutfağın harmanlandığı diplomasi mutfağı olan Türkiye'deki belki de tek şehir Ankara'dır." dedi. Dikkatli, Mustafa Kemal Atatürk'ün de sofrayı "diplomatik bir araç" olarak kullandığını ifade ederek, Ankara'nın özel bir gastronomi geçmişine sahip olduğunu söyledi. Anadolu'nun katmanlı bir mutfak kültürüne sahip olduğunu vurgulayan Dikkatli, "Medeniyet bu coğrafyada doğdu. Birçok kültür burada büyüdü ve gelişti. Ankara'nın hala bilinmeyen lezzetleri var. Örneğin 'entekke böreği', 'öllüğün körü', 'efelek sarması' gibi yöresel tatların tanıtılması amacıyla yerel yönetimlerle, bakanlıklarla, yerel üreticilerle işbirliği yapılabilir. Yerel lezzetleri tanıtmak amacıyla üreticileri bir araya getirip sunumlar, festivaller düzenleyebiliriz." önerilerinde bulundu. Celal Dikkatli, Türk dünyasıyla yapılacak işbirliklerinde kültürel temasın önemine işaret ederek, şöyle konuştu: "Türk dünyasında ortak bir mutfak dili var ama ortak bir anlatı yok. Bu ortak anlatıyı kurabilmek Türkiye için çok kıymetli olacak. Bunun için çok ciddi adımlar attık, atmaya da devam ediyoruz. Ortak anlatıda oryantasyon çok önemli ve ortak anlatıyı değişim programı ile yapabileceğimizi öngörüyoruz. Mesela Türk Cumhuriyetlerinden bir şef gelip bizim mutfağımızda, bizim şefimiz de Türk Cumhuriyetlerinin birinin mutfağında çalışabilir. Her iki tarafta da çalışanların alacağı o kültür ortak dili, lezzetleri değiştirir. Bu kapsamda ülkeler arasında yeni işbirlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz." - Hedefte tren ve uçak menülerinde yöresel tatlar var Dikkatli, Türkiye genelindeki yöresel mutfak kültürünü tanıtacak projeler geliştirdiklerini anlatarak, demir yolu ve hava yolu ulaşımında bölgesel menü uygulamalarını gündeme getirdiklerini kaydetti. Yüksek hızlı trenler ve uçaklarda dönemsel olarak şehirlerin yöresel yemeklerinin sunulabileceğini ifade eden Dikkatli, "İnsanlar hareket halindeyken o bölgenin, coğrafyanın yerel lezzetleriyle buluşsun ve bu ürünler yaşasın istiyoruz." dedi.
- Anadolu Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı Ayhan Gökdemir: - "Türk cumhuriyetlerinde yetişen öğrencileri Türkiye'de ağırlar, kendi öğrencilerimizi ise o ülkelere göndererek eğitim almalarını sağlarsak, mutfaklar arası kültür etkileşimi oluşturabiliriz" - Anadolu Gastro-Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Celal Dikkatli: - "Türk dünyasında ortak bir mutfak dili var ama ortak bir anlatı yok. İşte bu ortak anlatıyı kurabilmek bizim için çok kıymetli olacak. Bu ortak anlatıyı değişim programı ile yapabileceğimizi öngörüyoruz"

ANKARA (AA) - ELİF BAŞARAN/ESMA ÇELİK - Gastronomi uzmanları, "2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti" seçilen Ankara'nın, gastronomi alanında görünürlüğünün artırılması ve değişim programlarıyla Türk dünyasında "ortak mutfak kültürü" oluşturulması önerisinde bulundu.

Temmuz 2025'te "2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti" seçilmesiyle çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Ankara'nın, turizm ve gastronomide daha görünür hale gelmesi için çalışmalar yürütülüyor.

Anadolu Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı Ayhan Gökdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin gastronomi turizmi açısından köklü bir geçmişe ve zengin bir mutfak kültürüne sahip olduğunu, "sentez mutfağı" özelliğini taşıdığını belirterek, "Anadolu mutfağı çok güçlü bir mirasa sahip ancak henüz hak ettiği noktada değil. Türkiye adeta keşfedilmeyi bekleyen bir hazine." dedi.

Ortak mutfak kültürünün dünyaya açılması bakımından eksikliklerin olduğuna değinen Gökdemir, "Ankara bir bürokrasi şehri, insanlar birçok yerden geliyor. Bu da çok büyük bir avantaj sağlıyor. Bu avantajı yemek kültürümüzü ön plana çıkararak kullanmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.

- "Türk cumhuriyetlerinde süreklilik arz eden festivaller düzenlemek istiyoruz"

Gökdemir, Kırgızistan ve Kazakistan'daki üniversitelerin uygulama mutfaklarını örnek göstererek, "Türk cumhuriyetlerinde yetişen öğrencileri Türkiye'de ağırlar, kendi öğrencilerimizi ise o ülkelere göndererek eğitim almalarını sağlarsak, mutfaklar arası kültür etkileşimi oluşturabiliriz. Aynı zamanda Türk cumhuriyetlerinde süreklilik arz eden festivaller düzenlemek istiyoruz ama bu festivallerin yüzeysel olmaması, akademik yönden de birbirlerini tamamlaması gerekir." diye konuştu.

Ayhan Gökdemir, Ankara'da turistlerin konaklama süresinin kısa olmasının gastronomi turizmini olumsuz etkilediğine dikkati çekerek, "Turistler Ankara'ya geliyor ancak uzun süre kalmıyor. Bu nedenle şehirdeki yemek kültürünü deneyimleme fırsatı bulamıyorlar. Konaklama süresi arttıkça gastronomi de gelişecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

- Ankara lezzetlerini tanıtacak festival planlanıyor

Başkentte "Ankara simidi", "Ravak yoğurdu", "Beypazarı kurusu", "Beypazarı sarması" ve "Kalecik üzümü" gibi birçok yerel ürün bulunduğunu, bu değerlerin yeterince tanıtılamadığını belirten Gökdemir, yerel lezzetlerin görünür hale gelmesi için özellikle kadın kooperatiflerini destekleyeceklerini vurguladı.

Gökdemir, Ankara'nın yemek kültürünün tanıtılmasına ilişkin, şöyle konuştu:

"Ankara özelinde çok detaylı bir yemek kültürü festivali yapma planımız var. Bunun için detaylı bir çalışma içerisindeyiz. Ankara'nın bütün ilçelerini kapsayacak, çok geniş yelpazede ürünleri ön plana çıkarmak istiyoruz. Bu yiyecekleri hikayelerle, üretimlerle, nasıl ticari hale getirilebileceklerine ilişkin projelerle birlikte festivali bile aşabilecek bir oluşum yapmak istiyoruz."

- Diplomasi mutfağı Ankara

Anadolu Gastro-Turizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Celal Dikkatli de Ankara'nın siyasi kimliğinin gastronomiye değer kattığını ifade ederek, "Bütün konsoloslukların bulunduğu, diplomatik ilişkilerin sürdürüldüğü, dünya liderlerinin gelip gittiği, dolayısıyla birçok mutfağın harmanlandığı diplomasi mutfağı olan Türkiye'deki belki de tek şehir Ankara'dır." dedi.

Dikkatli, Mustafa Kemal Atatürk'ün de sofrayı "diplomatik bir araç" olarak kullandığını ifade ederek, Ankara'nın özel bir gastronomi geçmişine sahip olduğunu söyledi.

Anadolu'nun katmanlı bir mutfak kültürüne sahip olduğunu vurgulayan Dikkatli, "Medeniyet bu coğrafyada doğdu. Birçok kültür burada büyüdü ve gelişti. Ankara'nın hala bilinmeyen lezzetleri var. Örneğin 'entekke böreği', 'öllüğün körü', 'efelek sarması' gibi yöresel tatların tanıtılması amacıyla yerel yönetimlerle, bakanlıklarla, yerel üreticilerle işbirliği yapılabilir. Yerel lezzetleri tanıtmak amacıyla üreticileri bir araya getirip sunumlar, festivaller düzenleyebiliriz." önerilerinde bulundu.

Celal Dikkatli, Türk dünyasıyla yapılacak işbirliklerinde kültürel temasın önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

"Türk dünyasında ortak bir mutfak dili var ama ortak bir anlatı yok. Bu ortak anlatıyı kurabilmek Türkiye için çok kıymetli olacak. Bunun için çok ciddi adımlar attık, atmaya da devam ediyoruz. Ortak anlatıda oryantasyon çok önemli ve ortak anlatıyı değişim programı ile yapabileceğimizi öngörüyoruz. Mesela Türk Cumhuriyetlerinden bir şef gelip bizim mutfağımızda, bizim şefimiz de Türk Cumhuriyetlerinin birinin mutfağında çalışabilir. Her iki tarafta da çalışanların alacağı o kültür ortak dili, lezzetleri değiştirir. Bu kapsamda ülkeler arasında yeni işbirlikleri geliştirmeyi hedefliyoruz."

- Hedefte tren ve uçak menülerinde yöresel tatlar var

Dikkatli, Türkiye genelindeki yöresel mutfak kültürünü tanıtacak projeler geliştirdiklerini anlatarak, demir yolu ve hava yolu ulaşımında bölgesel menü uygulamalarını gündeme getirdiklerini kaydetti.

Yüksek hızlı trenler ve uçaklarda dönemsel olarak şehirlerin yöresel yemeklerinin sunulabileceğini ifade eden Dikkatli, "İnsanlar hareket halindeyken o bölgenin, coğrafyanın yerel lezzetleriyle buluşsun ve bu ürünler yaşasın istiyoruz." dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.