IBS Sigorta'dan iklim değişikliğine karşı sürdürülebilirlik odaklı sigorta değerlendirmesi
IBS Sigorta'dan iklim değişikliğine karşı sürdürülebilirlik odaklı sigorta değerlendirmesi
- IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi: - "İklim kaynaklı afetler, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri baskıları şirketlerin risk algısını değiştiriyor"
İSTANBUL (AA) - IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği Üst Yöneticisi (CEO) Murat Çiftçi, iklim risklerinin artmasıyla "üç ürün" kategorisinin öne çıkacağını düşündüklerini vurgulayarak, bu kategorilerin parametrik sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları ve çevresel sorumluluk çözümleri olduğunu belirtti.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye, 9-26 Kasım'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevresel sorumluluk alanında dünyada önemli gelişmelere de imza atılıyor.
İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik, kurumsal ve sosyal alanda artık kritik bir noktaya ulaşmış durumda bulunuyor. Araştırmalar da söz konusu risklerin ciddi boyuta ulaştığını gösteriyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, bu sürecin sigorta talebini de dönüştüreceğini ve artık şirketlerin yalnızca varlıklarını değil, karbon hedeflerini, enerji verimliliği yatırımlarını, tedarik zincirlerini ve itibar risklerini de güvence altına almak isteyeceğini belirtti.
Türkiye'de sürdürülebilirlik odaklı sigortaların yaygınlaşmasını hızlandıracak en kritik başlığın, risklerin daha görünür ve ölçülebilir hale gelmesi olacağını vurgulayan Çiftçi, şunları kaydetti:
"İklim kaynaklı afetler, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri baskıları şirketlerin risk algısını değiştiriyor. İklim risklerinin artmasıyla 'üç ürün' kategorisinin öne çıkacağını düşünüyoruz. Parametrik sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları ve çevresel sorumluluk çözümleri. Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgar hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir."
Çiftçi, kurumsal şirketlerin de artık sürdürülebilirliği yalnızca sosyal sorumluluk başlığı olarak görmediğine dikkati çekerek, bu konunun finansmana erişim, yatırımcı ilişkileri, tedarik zinciri yönetimi ve marka itibarıyla doğrudan bağlantılı hale geldiğini aktardı.
Bu nedenle sigorta taleplerinin de değiştiğini belirten Çiftçi, "Şirketler artık yalnızca fabrika, makine, bina veya araçlarını sigortalamak istemiyor; enerji verimliliği yatırımlarını, yenilenebilir enerji projelerini, karbon azaltım hedeflerini, iklim kaynaklı iş kesintilerini ve çevresel sorumluluklarını da kapsayan daha bütüncül çözümler arıyor. IBS olarak bu dönüşüme klasik poliçe mantığıyla değil, risk danışmanlığı yaklaşımıyla yanıt veriyoruz. Önce şirketin faaliyet alanını, iklim hassasiyetini, tedarik zincirini, enerji kullanımını ve regülasyon yükümlülüklerini analiz ediyoruz. Ardından buna uygun sigorta ve reasürans kapasitesini yapılandırıyoruz." ifadelerini kullandı.
Yeşil enerji, döngüsel ekonomi ve karbon nötr hedeflerine yönelik çözümler kapsamında Çiftçi, yeşil enerji yatırımları büyüdükçe güneş, rüzgar, batarya depolama, hidrojen, biyokütle ve enerji verimliliği projelerine özel sigorta çözümlerinin daha fazla gündeme geleceğine dikkati çekti.
Çiftçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının güncel verilerine göre, Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücünün 2026 itibarıyla 125 bin megavat seviyesini aşarken, bunun yaklaşık yüzde 62'sinin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu kaydetti.
Güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu güç içindeki payının ise yüzde 33 seviyesinin üzerine çıkarak 40 bin megavatı aşmış durumda olduğunu ifade eden Çiftçi, şöyle devam etti:
"Yalnızca 2025'te devreye alınan yaklaşık 8 bin 200 megavatlık yeni kapasite, bu dönüşümün hızını net biçimde ortaya koyuyor. Bu büyüme sigorta tarafında yeni bir uzmanlık alanı ve daha gelişmiş risk yönetimi yaklaşımını zorunlu hale getiriyor. Bu alanda öne çıkacak ürünler arasında yenilenebilir enerji santrali performans teminatları, üretim kaybı sigortaları, batarya yangın riskine özel çözümler, karbon kredisi risklerine yönelik teminatlar ve çevresel sorumluluk poliçeleri bulunuyor. Döngüsel ekonomi tarafında ise geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi, yeniden kullanım ve kaynak verimliliği projeleri için hem yangın hem çevresel sorumluluk hem de iş durması teminatlarının daha özel kurgulanması gerekecek." değerlendirmesinde bulundu.
İklim kaynaklı afetlerin maliyeti arttıkça reasürans piyasasının da daha seçici, daha veri odaklı ve daha disiplinli bir fiyatlama yaklaşımına geçtiğini vurgulayan Çiftçi, eskiden bazı iklim olaylarının istisnai kabul edilebildiğini bugün ise sel, dolu, fırtına, kuraklık ve yangın gibi risklerin birçok bölgede düzenli hasar üreten başlıklar haline geldiğini vurguladı.
Çiftçi, Swiss Re'nin, doğal afet kaynaklı sigortalı kayıpların son yıllarda reel olarak yıllık yüzde 5-7 bandında büyüdüğünü belirttiğini aktararak, "Bu, reasürörlerin risk seçimi, kapasite kullanımı ve fiyatlama disiplinini doğrudan etkiliyor. Bu değişim yeni ürünleri de şekillendiriyor. Reasürans kapasitesine erişmek isteyen şirketlerin artık daha iyi veri sunması, tesis bazlı risk analizlerini güçlendirmesi, önleyici tedbirlerini belgeleyebilmesi ve iklim senaryolarını daha net ortaya koyması gerekiyor. Sigorta piyasasında iyi risk ile zayıf risk arasındaki fiyat farkı daha belirgin hale gelecek." bilgisini paylaştı.
Bireysel tarafta sürdürülebilirlik temelli sigortalar yaygınlaşması için üç unsurun önemli olduğuna dikkati çeken Çiftçi, şu değerlendirmede bulundu:
"Bunlar ürünün anlaşılır olması, fiyat avantajı sunması ve günlük hayatla doğrudan bağlantı kurması. Elektrikli araç sigortaları bu açıdan iyi bir örnek. Türkiye'de elektrikli otomobil satışları hızla büyüyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) 2025 verilerine göre, elektrikli otomobil satışları 166 bin 665 adede ulaşarak otomobil pazarından yüzde 17,8 pay aldı. Bu büyüme yalnızca kasko ürünlerini değil, batarya teminatı, şarj ekipmanı, ev tipi şarj ünitesi, yolda enerji desteği ve ikinci el batarya değerleme gibi yeni ihtiyaçları da gündeme getiriyor. Benzer şekilde yeşil konut sigortaları, enerji verimli bina teminatları, güneş paneli sigortaları ve düşük karbonlu yaşamı teşvik eden ürünler de önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacak. Burada kritik nokta, sürdürülebilirlik kavramını karmaşık bir çerçeveden çıkarıp tüketicinin hayatına dokunan somut faydalara dönüştürmek."
Çiftçi, sürdürülebilirlik sigortalarının geleceğinin veriyle şekilleneceğini aktararak, iklim riskinin artık geçmiş hasar verisine bakılarak tek başına fiyatlanabilecek bir risk olmadığına dikkati çekti.
Geleceğe dönük iklim senaryoları, coğrafi konum, tesis yapısı, enerji kullanımı, tedarik zinciri ve operasyonel dayanıklılığın birlikte analiz edilmesi gerektiğini belirten Çiftçi, "Yapay zeka ve iklim modellemeleri burada sigorta sektörüne üç alanda katkı sağlayacak. Birincisi, riskin daha doğru ölçülmesi. İkincisi, kişiye veya kuruma özel fiyatlama yapılabilmesi. Üçüncüsü, hasar oluşmadan önce önleyici uyarı mekanizmalarının kurulması. Örneğin sel riski yüksek bir bölgede bulunan tesis için yalnızca poliçe fiyat değil, drenaj altyapısı, erken uyarı sistemi, stok konumlandırması ve acil durum planı da değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, sigortayı pasif bir güvence olmaktan çıkarıp aktif bir dayanıklılık ve risk yönetimi aracına dönüştürür." ifadelerini kullandı.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
