dask

Japon tahvillerindeki görünüm küresel ekonomide dengeleri değiştirebilir

Ekonomi (AA) - Anadolu Ajansı | 08.04.2026 - 11:51, Güncelleme: 08.04.2026 - 12:55 29 kez okundu.
 

Japon tahvillerindeki görünüm küresel ekonomide dengeleri değiştirebilir

- Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör: - "Japonya'da getiri eğrisinin dikleşmesi ve faizlerin daha cazip seviyelere gelmesi, devasa büyüklükteki Japon sermayesinin anavatana dönmesine neden olabilir. Bu durumun, küresel çapta diğer gelişmiş ülke tahvillerine (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebi zayıflatarak, o piyasalarda da satış baskısı yaratmasını ve küresel tahvil faizlerini senkronize bir şekilde yukarı çekmesini görebiliriz"
İSTANBUL (AA) - ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle Japon tahvil piyasalarında görülen satış baskısı, bölgedeki tansiyonun düşmesiyle birlikte hafiflese de ülkenin tahvil getirileri, yaklaşık son 30 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrini sürdürüyor. Orta Doğu'daki gerilimlerin nihai olarak sonlanmaması küresel enerji arzına ilişkin endişeleri yüksek tutuyor. ABD-İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes, piyasalardaki stresi bir miktar azalttı. Ancak savaş süresince Hürmüz Boğazı'ndan petrol geçişlerinin azalmasıyla hızla yükselen enerji fiyatlarının olası zincirleme etkileri, başta Japonya gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler olmak üzere ekonomileri tehdit etmeye devam ediyor. Petrol arzında yaşanan aksaklıklar, kısa sürede fiyatlara yansırken, artan enerji maliyetleri dünya genelinde halihazırda kırılgan olan enflasyon görünümünü bozuyor. Yüksek enerji fiyatlarının küresel ölçekte para politikalarını da etkilemesi öngörülüyor. Enflasyonist baskıların artması, ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere çoğu merkez bankasının gevşeme döngüsüne yönelik planlarını ertelemesine yol açabileceği, bağlantılı olarak bu durumun finansal koşulları sıkılaştırarak ekonomik aktiviteyi yavaşlatabileceğinden endişe duyuluyor. Piyasa beklentileri, büyük merkez bankalarının gelecek dönemde politika adımlarını temkinli atabileceği yönünde şekillenirken, para piyasalarında Japonya Merkez Bankasının (BoJ) bu ayki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırması, yüzde 69 ihtimalle, fiyatlanıyor. Söz konusu artırımın gerçekleşmesi halinde banka yılın ilk sıkılaşma adımını atmış olacak. Bankanın yıl genelinde ise toplam 2 faiz artırımı yapabileceği öngörülüyor. Bu gelişmelerle Japonya'da 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri önceki gün yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,40 seviyesinin üzerine çıkarak 1999’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer şekilde 5 yıllık tahvil faizleri de yüzde 1,81'nin üzerine çıkarak 1997'den beri zirve seviyeleri test etti. Söz konusu gelişmeleri takiben dün ABD/İsrail ile İran arasında 2 hafta sürecek bir ateşkes sağlanması, küresel piyasalarda genel bir rahatlama yarattı. Bu iyimserlik Japon tahvil piyasasına da yansıdı. Ülkenin 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri yaklaşık 5 baz puan geriledi. Ülkede tahvil getirileri bir miktar geri çekilmiş olsa da risklerin devam etmesi, küresel finansal dengeler açısından önemli kırılmaların yaşanabileceğini ima ediyor. - (Tahvil faizleri yüksek seyrederse) Japon sermayesi anavatana dönebilir Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin tetiklediği Japonya tahvillerinde belirginleşen satış baskısının, küresel makroekonomik dengeler açısından kritik bir dönemece işaret ettiğini söyledi. Ülkede 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerinin 1999'dan bu yana en yüksek seviyesine ulaşması ve piyasaların BoJ'dan yıl sonuna kadar 2 faiz artırımı beklemesinin uzun yıllardır alışılagelmiş küresel likidite dinamiklerini temelden değiştirebilecek nitelikler taşıyabileceğini belirten Gözgör, bu durumun küresel tahvil piyasalarına da yansıyabileceğini kaydetti. Gözgör, Japon yatırımcıların, kendi ülkelerindeki yıllarca süren düşük ve negatif faiz politikası nedeniyle ABD ve Avrupa tahvillerinin en büyük yapısal alıcılarından biri konumunda bulunduğunu ifade ederek, "Japonya'da getiri eğrisinin dikleşmesi ve faizlerin daha cazip seviyelere gelmesi, devasa büyüklükteki Japon sermayesinin anavatana dönmesine neden olabilir. Bu durumun, küresel çapta diğer gelişmiş ülke tahvillerine (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebi zayıflatarak, o piyasalarda da satış baskısı yaratmasını ve küresel tahvil faizlerini senkronize bir şekilde yukarı çekmesini görebiliriz." dedi. - "Yen Carry Trade" pozisyonları hızla çözülebilir Kutay Gözgör, bu durumun küresel ekonomiye en sarsıcı yayılmacı etkisinin, düşük faizli yen ile borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapmak olarak tanımlanan "Yen Carry Trade" pozisyonlarının hızla çözülmesi yönünde olabileceğini bildirdi. BoJ'un olası faiz artırımları ve artan tahvil getirilerinin, Japon yeninin değer kazanmasına ve borçlanma maliyetlerinin artmasına yol açabileceğini aktaran Gözgör, bunun da küresel fonları, diğer piyasalardaki riskli varlıklarını satarak pozisyon kapatmaya zorlayabileceği konusunda uyardı. Gözgör, sonuç olarak, küresel finansal koşullarda ani bir sıkılaşma ve varlık fiyatlarında geniş çaplı bir volatilite (oynaklık) dalgası görülebileceğini söyledi. - Japonya'dan gelebilecek ekstra sıkılaşma dalgası resesyon endişelerini alevlendirebilir Kutay Gözgör, risksiz getiri oranlarındaki (tahvil faizleri) yukarı yönlü ivmenin, tüm dünyada kurumsal ve bireysel kredi maliyetleri için bir taban oluşturabileceğini belirtti. Faizlerin artmasının, şirketlerin yeni yatırım iştahını (CAPEX) azaltma ihtimali taşırken, tüketicilerin de finansman maliyetlerini yükselterek harcama eğilimlerini baskılayabileceğini dile getiren Gözgör, merkez bankalarının enflasyonla mücadele ettiği bir konjonktürde, Japonya'dan gelebilecek bu ekstra sıkılaşma dalgasının, küresel ölçekte talebi daha da soğutarak resesyon veya durgunluk beklentilerini yeniden alevlendirebileceğini vurguladı. Gözgör, gelişmekte olan ülkelerin, küresel likiditenin daraldığı ve gelişmiş ülke tahvil faizlerinin arttığı dönemlerde en çok baskı altında kalabilecek grupların başında gelebileceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Japonya gibi uzun yıllardır dünyaya ucuz fonlama sağlayan bir ülkenin muslukları kısması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını yavaşlatabilir. Bu durumun, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde ciddi bir değer kaybı baskısı yarattığını görebiliriz. Bu ülkeler, hem kurlarını savunmak hem de sermaye kaçışını engellemek için kendi faiz oranlarını yüksek tutmak zorunda kalabilir ve bu mecburi sıkılaşma da yerel ekonomik büyümelerini sekteye uğratabilir."
- Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör: - "Japonya'da getiri eğrisinin dikleşmesi ve faizlerin daha cazip seviyelere gelmesi, devasa büyüklükteki Japon sermayesinin anavatana dönmesine neden olabilir. Bu durumun, küresel çapta diğer gelişmiş ülke tahvillerine (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebi zayıflatarak, o piyasalarda da satış baskısı yaratmasını ve küresel tahvil faizlerini senkronize bir şekilde yukarı çekmesini görebiliriz"

İSTANBUL (AA) - ALİ CANBERK ÖZBUĞUTU - Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle Japon tahvil piyasalarında görülen satış baskısı, bölgedeki tansiyonun düşmesiyle birlikte hafiflese de ülkenin tahvil getirileri, yaklaşık son 30 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrini sürdürüyor.

Orta Doğu'daki gerilimlerin nihai olarak sonlanmaması küresel enerji arzına ilişkin endişeleri yüksek tutuyor. ABD-İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes, piyasalardaki stresi bir miktar azalttı.

Ancak savaş süresince Hürmüz Boğazı'ndan petrol geçişlerinin azalmasıyla hızla yükselen enerji fiyatlarının olası zincirleme etkileri, başta Japonya gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler olmak üzere ekonomileri tehdit etmeye devam ediyor.

Petrol arzında yaşanan aksaklıklar, kısa sürede fiyatlara yansırken, artan enerji maliyetleri dünya genelinde halihazırda kırılgan olan enflasyon görünümünü bozuyor. Yüksek enerji fiyatlarının küresel ölçekte para politikalarını da etkilemesi öngörülüyor.

Enflasyonist baskıların artması, ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere çoğu merkez bankasının gevşeme döngüsüne yönelik planlarını ertelemesine yol açabileceği, bağlantılı olarak bu durumun finansal koşulları sıkılaştırarak ekonomik aktiviteyi yavaşlatabileceğinden endişe duyuluyor.

Piyasa beklentileri, büyük merkez bankalarının gelecek dönemde politika adımlarını temkinli atabileceği yönünde şekillenirken, para piyasalarında Japonya Merkez Bankasının (BoJ) bu ayki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırması, yüzde 69 ihtimalle, fiyatlanıyor.

Söz konusu artırımın gerçekleşmesi halinde banka yılın ilk sıkılaşma adımını atmış olacak. Bankanın yıl genelinde ise toplam 2 faiz artırımı yapabileceği öngörülüyor.

Bu gelişmelerle Japonya'da 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri önceki gün yaklaşık 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,40 seviyesinin üzerine çıkarak 1999’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer şekilde 5 yıllık tahvil faizleri de yüzde 1,81'nin üzerine çıkarak 1997'den beri zirve seviyeleri test etti.

Söz konusu gelişmeleri takiben dün ABD/İsrail ile İran arasında 2 hafta sürecek bir ateşkes sağlanması, küresel piyasalarda genel bir rahatlama yarattı. Bu iyimserlik Japon tahvil piyasasına da yansıdı. Ülkenin 5 ve 10 yıllık tahvil faizleri yaklaşık 5 baz puan geriledi.

Ülkede tahvil getirileri bir miktar geri çekilmiş olsa da risklerin devam etmesi, küresel finansal dengeler açısından önemli kırılmaların yaşanabileceğini ima ediyor.

- ( Tahvil faizleri yüksek seyrederse) Japon sermayesi anavatana dönebilir

Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin tetiklediği Japonya tahvillerinde belirginleşen satış baskısının, küresel makroekonomik dengeler açısından kritik bir dönemece işaret ettiğini söyledi.

Ülkede 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerinin 1999'dan bu yana en yüksek seviyesine ulaşması ve piyasaların BoJ'dan yıl sonuna kadar 2 faiz artırımı beklemesinin uzun yıllardır alışılagelmiş küresel likidite dinamiklerini temelden değiştirebilecek nitelikler taşıyabileceğini belirten Gözgör, bu durumun küresel tahvil piyasalarına da yansıyabileceğini kaydetti.

Gözgör, Japon yatırımcıların, kendi ülkelerindeki yıllarca süren düşük ve negatif faiz politikası nedeniyle ABD ve Avrupa tahvillerinin en büyük yapısal alıcılarından biri konumunda bulunduğunu ifade ederek, "Japonya'da getiri eğrisinin dikleşmesi ve faizlerin daha cazip seviyelere gelmesi, devasa büyüklükteki Japon sermayesinin anavatana dönmesine neden olabilir. Bu durumun, küresel çapta diğer gelişmiş ülke tahvillerine (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebi zayıflatarak, o piyasalarda da satış baskısı yaratmasını ve küresel tahvil faizlerini senkronize bir şekilde yukarı çekmesini görebiliriz." dedi.

- "Yen Carry Trade" pozisyonları hızla çözülebilir

Kutay Gözgör, bu durumun küresel ekonomiye en sarsıcı yayılmacı etkisinin, düşük faizli yen ile borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapmak olarak tanımlanan "Yen Carry Trade" pozisyonlarının hızla çözülmesi yönünde olabileceğini bildirdi.

BoJ'un olası faiz artırımları ve artan tahvil getirilerinin, Japon yeninin değer kazanmasına ve borçlanma maliyetlerinin artmasına yol açabileceğini aktaran Gözgör, bunun da küresel fonları, diğer piyasalardaki riskli varlıklarını satarak pozisyon kapatmaya zorlayabileceği konusunda uyardı.

Gözgör, sonuç olarak, küresel finansal koşullarda ani bir sıkılaşma ve varlık fiyatlarında geniş çaplı bir volatilite (oynaklık) dalgası görülebileceğini söyledi.

- Japonya'dan gelebilecek ekstra sıkılaşma dalgası resesyon endişelerini alevlendirebilir

Kutay Gözgör, risksiz getiri oranlarındaki ( tahvil faizleri) yukarı yönlü ivmenin, tüm dünyada kurumsal ve bireysel kredi maliyetleri için bir taban oluşturabileceğini belirtti.

Faizlerin artmasının, şirketlerin yeni yatırım iştahını (CAPEX) azaltma ihtimali taşırken, tüketicilerin de finansman maliyetlerini yükselterek harcama eğilimlerini baskılayabileceğini dile getiren Gözgör, merkez bankalarının enflasyonla mücadele ettiği bir konjonktürde, Japonya'dan gelebilecek bu ekstra sıkılaşma dalgasının, küresel ölçekte talebi daha da soğutarak resesyon veya durgunluk beklentilerini yeniden alevlendirebileceğini vurguladı.

Gözgör, gelişmekte olan ülkelerin, küresel likiditenin daraldığı ve gelişmiş ülke tahvil faizlerinin arttığı dönemlerde en çok baskı altında kalabilecek grupların başında gelebileceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

" Japonya gibi uzun yıllardır dünyaya ucuz fonlama sağlayan bir ülkenin muslukları kısması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını yavaşlatabilir. Bu durumun, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde ciddi bir değer kaybı baskısı yarattığını görebiliriz. Bu ülkeler, hem kurlarını savunmak hem de sermaye kaçışını engellemek için kendi faiz oranlarını yüksek tutmak zorunda kalabilir ve bu mecburi sıkılaşma da yerel ekonomik büyümelerini sekteye uğratabilir."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.