OSD Başkanı Cengiz Eroldu, sektörün ilk çeyreğini değerlendirdi:
OSD Başkanı Cengiz Eroldu, sektörün ilk çeyreğini değerlendirdi:
- "Çok yakınımızda, çok ciddi bir savaş olmasına rağmen Türkiye pazarının bundan o kadar çok etkilenmediğini görüyoruz. Şu anda nisan ayında aslında piyasa hareketli" - "Hafif ticari araçlarda geçen sene kaybettiğimiz liderliği bu sene tekrar geri almış durumdayız. Bu son derece sevindirici"
İSTANBUL (AA) - Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, ABD/İsrail-İran Savaşı'nı anımsatarak, "Çok yakınımızda, çok ciddi bir savaş olmasına rağmen Türkiye pazarının bundan o kadar çok etkilenmediğini görüyoruz. Şu anda nisan ayında aslında piyasa hareketli." dedi.
Eroldu, düzenlediği basın toplantısında, otomotiv sektörünün yılın ilk çeyreğini değerlendirerek, sektörün geleceğine ilişkin öngörülerini paylaştı.
Türkiye'nin, otomobilde AB'de altıncı, hafif ticari araçlarda birinci, hafif araç toplamında da beşinci ülke konumuna geldiğini belirten Eroldu, "Hafif ticari araçlarda geçen sene kaybettiğimiz liderliği bu sene tekrar geri almış durumdayız. Bu son derece sevindirici. Ayrıca otobüste de birinciliğimizi devam ettiriyoruz." diye konuştu.
Eroldu, bunların başarılı sonuçlar olduğunu vurgulayarak, dünyada Türkiye'nin dördüncü büyük otobüs üreticisi ülke olduğunun altını çizdi.
- "Hem hafif ticari araç hem de otobüste Avrupa’da en fazla üretim yapan ülke konumundayız"
OSD Başkanı Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araçlarda dünyada dokuzuncu olduğunu aktararak, "Bu bizim ölçeğimizin aslında globalde de ciddi bir ölçek olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda rakamlar AB ile ne kadar entegre olduğumuzun bir göstergesi. Hem hafif ticari araç hem de otobüste Avrupa’da en fazla üretim yapan ülke konumundayız." ifadelerini kullandı.
Eroldu, Türkiye'nin AB pazarında otomobilde beşinciliği zorlayan bir ülke konumunda olduğunu ve hafif ticari araçlar açısından da şu anki konumunun iyi bir durumda bulunduğunu anlattı.
Avrupa’daki hafif ticari araç pazarının yüzde 8,8 daraldığına ve buna rağmen Türkiye'nin aslında ihracatını bu pazarda büyüttüğüne dikkati çeken Eroldu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Avrupa ağır araç pazarına baktığımızda kamyonda Türkiye dördüncü pazar konumunda. Keza otobüste de Türkiye yine beşinci pazar konumunda. Avrupa’da neredeyse her segmentte biz ilk 5’in içinde yer alan büyüklükte pazara sahip bir ülkeyiz. Bu da Türkiye’nin büyüyen ekonomisinin Avrupa ülkeleri arasında ciddi bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Hafif ticari araçlarda olduğu gibi kamyonda da yüzde 6,2’lik bir daralma görüyoruz. Bunlar da aslında Avrupa’da ekonominin iyi yönde gitmediğinin öncü sinyalleri."
- Toplam üretimdeki düşüşte yeni yatırım etkisi
OSD Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye'nin yılın ilk çeyreğinde rakamların çok olumlu olmadığını ancak yılın geri kalanında 2026 beklentilerinin bu kadar negatifte bulunmadığını söyledi.
İlk çeyrekte toplam üretimde yüzde 7’lik bir azalmanın olduğunu hatırlatan Eroldu, "Bu yüzde 7’lik azalmada bir üyemiz yeni yatırım yaptığı için yeni yatırımlardan dolayı aslında faaliyetlerini biraz eksiltti fakat bu geçici bir durum. Burada bazı üyelerimizde artış varken, bazı üyelerimizde hem ihracatta hem üretimde azalma olduğunu görüyoruz. Aslında bu rakamların arkasındaki sevindirici kısım ise otomobil pazarı Avrupa'da paralel seyrediyor." diye konuştu.
Eroldu, otomobil ihracatçısı üyelerin faaliyetlerinde yeni yatırımlardan dolayı bir miktar azalma gördüklerini ancak bu durumun geçici olarak olduğunu dile getirdi.
Ağır ticari araçlarda pozitif rakamların olduğunu aktaran Eroldu, traktör pazarında negatif durum olduğunu, bunun da üretime yansıdığını aktardı.
- "Yeni yatırımlar devreye girdiğinde kapasite kullanımı artacak"
Eroldu, ihracatta adetlerin azalmasına rağmen yine de ihracat değerinin yüzde 3 arttığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin yine ihracatında otomotiv sanayi lider pozisyonunu korumaya devam ediyor. Pazarda uzun zaman sonra ilk defa yavaşlama sinyalleri gördük. Aslında ben bu pazarı yine de iyi yorumluyorum. Bugün pazarda piyasada alıcılar var çünkü Türkiye pazarı tabii enteresan. Batı Avrupa pazarına göre değişik bir pazarız. Batı Avrupa'da bir enflasyon veya bir istikrarsızlık söz konusu olduğu zaman ilk reaksiyon harcamaları azaltmak yönünde oluyor. Türkiye'de ise bu durumlarda Türk insanı otomobili ve otomotivi yatırım aracı olarak gördüğü için etkilenmiyor. O açıdan nisan ayı başında da showroomların hareketli olduğunu söyleyebilirim. Mart ayını da aslında kötü kapatmadı. Çok yakınımızda, çok ciddi bir savaş olmasına rağmen Türkiye pazarının bundan o kadar çok etkilenmediğini görüyoruz. Şu anda nisan ayında aslında piyasa hareketli."
Eroldu, yerlilik payının geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında 4 puan artarak yüzde 36'ya yükseldiğini, bu durumun olumlu olduğunu ve yapılan yeni yatırımlar da devreye girdiğinde yüzde 60 olan kapasite kullanımının artacağına inandıklarını anlattı.
Çin'in büyümeye devam ettiğini gördüklerini dile getiren Eroldu, "Çin'deki üretim 2025'te yüzde 10 artarak 34,5 milyona yükseldi. İhracatta ise yüzde 21 artışla 7,1 milyon seviyesinde. Çin'in üretimindeki yeni nesil araçların payı da yüzde 51'de. Bu geçmiş yıllarda yüzde 25’ler seviyesindeyken şimdi burada da artış olduğunu görüyoruz ama hala Çin'de de ciddi miktarda içten yanmalı araç ihracatı ve üretimi var." ifadelerini kullandı.
Eroldu, dünyada geçen yıl 96,5 milyon araç üretildiğini, buradaki artışın en önemli sebebinin Çin'deki yüzde 10'luk artış olduğunu, onun sayesinde dünya genelinde yüzde 4'lük otomotiv artışı gerçekleştiğini dile getirdi.
Türkiye'deki otomotiv sanayisinin, AB'ye önemli ölçüde entegre olduğunu kaydeden Eroldu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AB'nin daha otonom olmaya, kendi dayanıklılığını artırma ve daha egemenlik merkezli bir politika izleme yönünde yaptığı adımlar var. Bunların en önemlisi de 'Made in EU', yapmak istedikleri gördüğünüz gibi burada aslında Amerika ve Çin'in başlattığı, daha sonra da AB'nin katıldığı dünya ticaret düzenini önemli şekilde etkileyecek ve otomotiv sanayini de etkileyecek değişimler söz konusu olacak. Amerikan teknik mevzuat ile Avrupa teknik mevzuatı arasında farklılıklar vardı ve araçlar serbest olarak hareket edemiyorlardı. Şimdi ise bunun kapısı açıldı. Yani Avrupa'da artık Amerikan teknik mevzuatına göre aslında üretilmiş araçlar da Avrupa'da satılabilecek. Tabii Türkiye açısından baktığımız zaman da bir yandan Türkiye ile ABD arasında bir vergi söz konusuyken ABD ile Avrupa Birliği arasında vergi söz konusu olmaması aslında Türk otomotiv sanayisinin Amerika pazarına mal satması konusunda bir handikap yarattı."
- "Türkiye ile AB'nin otomotiv sanayi açısından ilişkilerinde sorun yaşanmasını beklemiyoruz"
Eroldu, Avrupalı markaların Türkiye pazarında payları olduğuna dikkati çekerek, aynı zamanda Avrupalı üreticilerin tamamlayıcı üretim hattı olduğunu ve Türk otomotiv sanayinin ihracatının içinde yüzde 40 komponent ihracatı olduğunu söyledi.
Türkiye ile AB'nin otomotiv sanayi açısından ilişkilerinde herhangi bir sorun yaşanmasını beklemediklerini belirten Eroldu, "Bu yılın tamamı için (dünyada) 97 milyon üretim olması beklentisi var. Avrupa’da da yine 2026’nın 2025’e paralel olmasını bekliyoruz. Dediğim gibi bunlar İsrail-İran Savaşı öncesi rakamlar. Türkiye’de ise biz bir miktar olumsuz etki olacağını düşünüyoruz. Onun için bir önceki toplantıda verdiğimiz tahminlerimizi ihracatta yüzde 4 aşağıya, toplam üretimde de yüzde 2 gibi aşağıya revize ettik. Türkiye pazarında bir miktar 2025’e göre daralma bekliyoruz." şeklinde konuştu.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
