dask

Sakarya'daki Kınalı Muhacirlerin geleneksel kıyafet ve dokumaları kayıt altına alınıyor

Kültür-Sanat (AA) - Anadolu Ajansı | 29.04.2026 - 12:57, Güncelleme: 29.04.2026 - 13:14 31 kez okundu.
 

Sakarya'daki Kınalı Muhacirlerin geleneksel kıyafet ve dokumaları kayıt altına alınıyor

- Dönemin Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden 1950'li yıllarda Sakarya'ya göç eden Kınalı Muhacirlerin giydiği geleneksel kıyafetler ve el işi dokumaları, farklı üniversitelerden 10 akademisyen tarafından hazırlanan proje kapsamında arşivlenip geleceğe taşınıyor - Sakarya Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ve proje yürütücüsü İbrahim Erdek: - "Yaptığımız analizlerde ürünleri yeniden üretilebilir kılacağız. Üretmek isteyenler teknik verilerden faydalanarak üretebilecek" - Üniversite öğrencisi Kınalı Muhacir Ümmühan Yılmaz: - "Bundan 200 yıl sonra torunlarımızın torunları da böyle bir topluluğun olduğunu bilecek"
SAKARYA (AA) - BURAK UÇAR - Bugün Kuzey Makedonya toprakları olan dönemin Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden 1950'li yıllarda Sakarya'ya göç eden Kınalı Muhacirlerin özel günlerinde giydiği kıyafetler ile el işi dokumalarının, akademisyenler tarafından kayıt altına alınıp gelecek nesiller tarafından üretilmesine imkan sağlanıyor. Kentteki Kınalı Muhacirler topluluğuna özgü tekstil ürünlerinin kayıt altına alınması için Sakarya, Ege, Hacettepe, Trakya ve İstanbul Arel üniversiteleri ve İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulundan 10 akademisyen tarafından "Sakarya'daki Kınalı Muhacirlere Özgü Tekstil Ürünlerinin Tespiti ve Somut Olmayan Kültürel Miras Özelliklerinin Analizi" başlıklı proje hazırlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan proje kapsamında Kınalı Muhacir topluluğuna ait geleneksel ürünlerin uzman akademisyenlerce kayıt altına alınarak kaybolmaması ve gelecekte üretilmesine katkı sunulması hedefleniyor. Proje yürütücüsü ve Sakarya Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Erdek, AA muhabirine, topluluğun tekstil ürünlerinin teknik analizini yaparak geleceğe taşımayı hedeflediklerini belirtti. Sakarya'da 20'ye yakın göçmen topluluğunun bulunduğu bilgisini veren Erdek, bilinirliği az olan Kınalı Muhacirlere ait yöresel giysileri ön plana çıkararak görünür kılmaya çalıştıklarını ifade etti. Proje sürecinde 3 tez ile 3 makale yayımladıklarını anlatan Erdek, "Bize tanıtılmak istenen bazı ürünler vardı, onlara baktık, düşüncemiz ilk başta farklıydı ama daha sonra bunu projeye dönüştürmeye karar verdik. Proje sürecimiz biraz uzun sürdü, yaklaşık 4 yıl kadar. Hatta proje onay almadan 3 tez tamamlanmıştı, 3 tane de makalemiz yayımlandı." diye konuştu. - Halk Eğitim Merkezleri'nde kurs olarak verilebilecek Erdek, coğrafi işaret alma potansiyelli ürünlerin bulunduğu projede kitap, makale, tez ve foto-kitap gibi çıktıların yer alacağını aktararak, çeşitli alanlarda bir araya gelen akademik kadroyla araştırılacak çalışmanın alanında en büyük girişim olacağını kaydetti. Ürünlerin kayıt altına alınmasıyla geleneksel tekstil ürünlerinin üretiminin Halk Eğitim Merkezleri'nde kurs olarak eklenebileceğini belirten Erdek, bilgilerin veri tabanına kaydedilmesiyle yeniden yaşatılabileceğine dikkati çekti. Erdek, kültürel miras kapsamında bu çalışmayı yaptıklarına değinerek, şöyle devam etti: "Çünkü artık özel günler harici kullanılmıyor. Türkiye'de genel olarak baktığımızda birçok geleneksel ürün hemen hemen yok oldu. Bu aslında geleneksel üretimin doğal süreci ama bunların bir yerlerde sürdürülebilir olması gerekiyor. Bunları en azından arşivleyip yeniden üretim olanağıyla geleceğe taşıma imkanı sağlıyoruz. Projede yaptığımız analizlerde ürünleri yeniden üretilebilir kılacağız. Daha sonra bunları üretmek isteyenler de teknik verilerden faydalanarak üretebilecek." Projenin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkı sunacağını da söyleyen Erdek, "Geleneksel kıyafetler artık günlük kullanımda olmuyor ama bunlar farklı alanlarda değerlendirilebilir. Özellikle Avrupa'da kültürel miras alanına çok fazla yatırım yapılıyor. Onlar için bunlara sahip çıkmak, gelecek kuşaklara aktarmak ve sürdürülebilir kılmak çok değerli." dedi. Erdek, projenin diğer toplulukların kültürel geçmişine ışık tutulmasında öncü olabileceğini sözlerine ekledi. - Her evi tek tek gezip dokuma topladılar Sakarya Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü son sınıf öğrencisi Kınalı Muhacirlerinden Ümmühan Yılmaz, geleneklerine sahip çıkmak için üniversiteye başladığını dile getirdi. Örf ve adetlerine sahip çıkmak için yaşı ilerleyen dokumacıların son temsilcilerinin evlerini gezerek teknikleri tek tek not aldıklarını anlatan Yılmaz, "Biz her evde her büyüğümüzle geç kalmadan birebir görüşüp tekniklerini öğreniyoruz, unutulan olursa bile not alıyoruz ki yapboz parçaları gibi bütünleştirmeye çalışıyoruz. Bir renk tonunu yakalamak için Sakarya'yı gezeriz, bulamazsak İstanbul'a gideriz. Eğer o renk usulüne uygun değilse bulana kadar yarım bırakırız." diye konuştu. Yılmaz, proje kapsamında Kınalı Muhacirlerin geleneksel kıyafetleri ile dokuma ürünlerinin fotoğraflandığını belirterek, "Kumaşları analiz edilecek, desenler tekrar orijinaline sadık kalınarak çizilecek. Belki bundan 100-200 yıl sonra torunlarımızın torunları da böyle bir topluluğun olduğunu bilecek." ifadelerini kullandı. Kınalılara ait gelin entarisinin giyim ritüeline de değinen Yılmaz, bir aile büyüğünün yönlendirmesiyle geline 2 kişi tarafından giydirildiğini, bunun gibi farklı giyim ritüel ve kurallarına sahip kıyafetlerin bulunduğunu kaydetti. Yılmaz, dokumaları herkese öğretmek ve paylaşmak için Sakarya'da bir etnografya müzesi ve üretim tesisi açılmasını istediklerini sözlerine ekledi. - "Annemin marifetini meslek edindim" Yugoslavya'dan 1960'larda göç eden Gülsüm Ortabağ, Kınalı dokuması yapan annesinin mirasını taşıdığını ve dokumacılığa devam ettiğini belirtti. Kültürüne sahip çıktığı için mutlu olduğunu dile getiren Ortabağ, "Annemin marifetini meslek edindim. Annem yaparken çok beğeniyordum, onun işlerine bakarak tekrar ettim, bu yüzden de mesleğe sahip çıktım." dedi. Ortabağ, dokumalarına modern dokunuşlar yaparak üniversiteli kızlarına geleneksel kıyafetleri sevdirdiğini anlatarak, "Severek de giydiler, şimdi de torunlarım giymeye başladı, kültürümüz devam ediyor." şeklinde konuştu.
- Dönemin Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden 1950'li yıllarda Sakarya'ya göç eden Kınalı Muhacirlerin giydiği geleneksel kıyafetler ve el işi dokumaları, farklı üniversitelerden 10 akademisyen tarafından hazırlanan proje kapsamında arşivlenip geleceğe taşınıyor - Sakarya Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ve proje yürütücüsü İbrahim Erdek: - "Yaptığımız analizlerde ürünleri yeniden üretilebilir kılacağız. Üretmek isteyenler teknik verilerden faydalanarak üretebilecek" - Üniversite öğrencisi Kınalı Muhacir Ümmühan Yılmaz: - "Bundan 200 yıl sonra torunlarımızın torunları da böyle bir topluluğun olduğunu bilecek"

SAKARYA (AA) - BURAK UÇAR - Bugün Kuzey Makedonya toprakları olan dönemin Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden 1950'li yıllarda Sakarya'ya göç eden Kınalı Muhacirlerin özel günlerinde giydiği kıyafetler ile el işi dokumalarının, akademisyenler tarafından kayıt altına alınıp gelecek nesiller tarafından üretilmesine imkan sağlanıyor.

Kentteki Kınalı Muhacirler topluluğuna özgü tekstil ürünlerinin kayıt altına alınması için Sakarya, Ege, Hacettepe, Trakya ve İstanbul Arel üniversiteleri ve İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulundan 10 akademisyen tarafından "Sakarya'daki Kınalı Muhacirlere Özgü Tekstil Ürünlerinin Tespiti ve Somut Olmayan Kültürel Miras Özelliklerinin Analizi" başlıklı proje hazırlandı.

TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan proje kapsamında Kınalı Muhacir topluluğuna ait geleneksel ürünlerin uzman akademisyenlerce kayıt altına alınarak kaybolmaması ve gelecekte üretilmesine katkı sunulması hedefleniyor.

Proje yürütücüsü ve Sakarya Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Erdek, AA muhabirine, topluluğun tekstil ürünlerinin teknik analizini yaparak geleceğe taşımayı hedeflediklerini belirtti.

Sakarya'da 20'ye yakın göçmen topluluğunun bulunduğu bilgisini veren Erdek, bilinirliği az olan Kınalı Muhacirlere ait yöresel giysileri ön plana çıkararak görünür kılmaya çalıştıklarını ifade etti.

Proje sürecinde 3 tez ile 3 makale yayımladıklarını anlatan Erdek, "Bize tanıtılmak istenen bazı ürünler vardı, onlara baktık, düşüncemiz ilk başta farklıydı ama daha sonra bunu projeye dönüştürmeye karar verdik. Proje sürecimiz biraz uzun sürdü, yaklaşık 4 yıl kadar. Hatta proje onay almadan 3 tez tamamlanmıştı, 3 tane de makalemiz yayımlandı." diye konuştu.

- Halk Eğitim Merkezleri'nde kurs olarak verilebilecek

Erdek, coğrafi işaret alma potansiyelli ürünlerin bulunduğu projede kitap, makale, tez ve foto-kitap gibi çıktıların yer alacağını aktararak, çeşitli alanlarda bir araya gelen akademik kadroyla araştırılacak çalışmanın alanında en büyük girişim olacağını kaydetti.

Ürünlerin kayıt altına alınmasıyla geleneksel tekstil ürünlerinin üretiminin Halk Eğitim Merkezleri'nde kurs olarak eklenebileceğini belirten Erdek, bilgilerin veri tabanına kaydedilmesiyle yeniden yaşatılabileceğine dikkati çekti.

Erdek, kültürel miras kapsamında bu çalışmayı yaptıklarına değinerek, şöyle devam etti:

"Çünkü artık özel günler harici kullanılmıyor. Türkiye'de genel olarak baktığımızda birçok geleneksel ürün hemen hemen yok oldu. Bu aslında geleneksel üretimin doğal süreci ama bunların bir yerlerde sürdürülebilir olması gerekiyor. Bunları en azından arşivleyip yeniden üretim olanağıyla geleceğe taşıma imkanı sağlıyoruz. Projede yaptığımız analizlerde ürünleri yeniden üretilebilir kılacağız. Daha sonra bunları üretmek isteyenler de teknik verilerden faydalanarak üretebilecek."

Projenin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkı sunacağını da söyleyen Erdek, " Geleneksel kıyafetler artık günlük kullanımda olmuyor ama bunlar farklı alanlarda değerlendirilebilir. Özellikle Avrupa'da kültürel miras alanına çok fazla yatırım yapılıyor. Onlar için bunlara sahip çıkmak, gelecek kuşaklara aktarmak ve sürdürülebilir kılmak çok değerli." dedi.

Erdek, projenin diğer toplulukların kültürel geçmişine ışık tutulmasında öncü olabileceğini sözlerine ekledi.

- Her evi tek tek gezip dokuma topladılar

Sakarya Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü son sınıf öğrencisi Kınalı Muhacirlerinden Ümmühan Yılmaz, geleneklerine sahip çıkmak için üniversiteye başladığını dile getirdi.

Örf ve adetlerine sahip çıkmak için yaşı ilerleyen dokumacıların son temsilcilerinin evlerini gezerek teknikleri tek tek not aldıklarını anlatan Yılmaz, "Biz her evde her büyüğümüzle geç kalmadan birebir görüşüp tekniklerini öğreniyoruz, unutulan olursa bile not alıyoruz ki yapboz parçaları gibi bütünleştirmeye çalışıyoruz. Bir renk tonunu yakalamak için Sakarya'yı gezeriz, bulamazsak İstanbul'a gideriz. Eğer o renk usulüne uygun değilse bulana kadar yarım bırakırız." diye konuştu.

Yılmaz, proje kapsamında Kınalı Muhacirlerin geleneksel kıyafetleri ile dokuma ürünlerinin fotoğraflandığını belirterek, "Kumaşları analiz edilecek, desenler tekrar orijinaline sadık kalınarak çizilecek. Belki bundan 100-200 yıl sonra torunlarımızın torunları da böyle bir topluluğun olduğunu bilecek." ifadelerini kullandı.

Kınalılara ait gelin entarisinin giyim ritüeline de değinen Yılmaz, bir aile büyüğünün yönlendirmesiyle geline 2 kişi tarafından giydirildiğini, bunun gibi farklı giyim ritüel ve kurallarına sahip kıyafetlerin bulunduğunu kaydetti.

Yılmaz, dokumaları herkese öğretmek ve paylaşmak için Sakarya'da bir etnografya müzesi ve üretim tesisi açılmasını istediklerini sözlerine ekledi.

- "Annemin marifetini meslek edindim"

Yugoslavya'dan 1960'larda göç eden Gülsüm Ortabağ, Kınalı dokuması yapan annesinin mirasını taşıdığını ve dokumacılığa devam ettiğini belirtti.

Kültürüne sahip çıktığı için mutlu olduğunu dile getiren Ortabağ, "Annemin marifetini meslek edindim. Annem yaparken çok beğeniyordum, onun işlerine bakarak tekrar ettim, bu yüzden de mesleğe sahip çıktım." dedi.

Ortabağ, dokumalarına modern dokunuşlar yaparak üniversiteli kızlarına geleneksel kıyafetleri sevdirdiğini anlatarak, "Severek de giydiler, şimdi de torunlarım giymeye başladı, kültürümüz devam ediyor." şeklinde konuştu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.