dask

Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda iklim etkileri ve riskleri tartışıldı

Gündem (AA) - Anadolu Ajansı | 28.04.2026 - 12:05, Güncelleme: 28.04.2026 - 12:33 71 kez okundu.
 

Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda iklim etkileri ve riskleri tartışıldı

- AA Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü ile Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen "Yeşilhat Akademi Buluşmaları"nda, iklim krizinde geri dönüşü olmayan eşiklere ulaşılıp ulaşılmadığı iklim sistemi, tarım, su ve enerji boyutlarıyla konuşuldu - Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz: - "Tarımsal üretim açısından kuraklığın, donun öngörülemiyor olması büyük bir tehlike"
İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansı (AA) Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü Yeşilhat ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen "Yeşilhat Akademi Buluşmaları"nda uzmanlar, iklim krizinde geri dönüşü olmayan eşiklere ulaşılıp ulaşılmadığını iklim sistemi, tarım, su ve enerji boyutlarıyla ele aldı. Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu'nda gerçekleşen, AA Yeşilhat muhabiri Biriz Özbakır'ın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte akademisyenler ve öğrenciler, iklim değişikliğinin tarım, su ve enerji sistemleri üzerindeki etkilerini ve artan risklere karşı alınması gereken önlemleri değerlendirdi. Etkinliğe Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Murat Türkeş ve Prof. Dr. Cem Avcı konuşmacı olarak katıldı. "İklim krizi karşısında tarım: riskler, uyum ve çözümler" temasıyla düzenlenen programın açılışında, Türkiye'nin ilk çevre haberleri müdürlüğü Yeşilhat'ın tanıtım videosu izlendi. Kurnaz, konuşmasında, tarihsel olarak 180-200 ppm (milyonda bir parçacık) aralığında seyreden atmosferdeki karbondioksit oranının bugün 430 ppm'ye çıktığını, 350 ppm eşiğinin aşıldığını söyledi. Bu seviyenin geri dönüşü zor süreçleri başlattığına dikkati çeken Kurnaz, artışın 560 ppm'ye ulaşması halinde küresel sıcaklıkların 5-6 derece yükselebileceğini ve her artışın iklim sisteminin eski dengesine dönmesini çok daha uzun süreli hale getirdiğini kaydetti. Kurnaz, iklim değişikliği nedeniyle kuraklığın daha şiddetli ve uzun sürdüğünü, aynı zamanda daha önce görülmeyen alanlara yayıldığını belirterek, "Tarımsal üretim açısından kuraklığın, donun öngörülememesi büyük bir tehlike. Aynı zamanda aşırı yağışların öngörülemiyor olması çok büyük bir tehlike Türkiye açısından ve bu üçü de artmaya başladı son zamanlarda. Hem görünürlükleri arttı hem şiddetleri hem sıklıkları hem de ne kadar kuvvetli oldukları." dedi. - Sıcak hava dalgalarının olumsuz etkisi olabilir Sıcak hava dalgalarının etkilerinin hafife alındığına işaret eden Kurnaz, 2003’te Fransa’nın Paris kentinde yalnızca iki haftada 17 bin kişinin sıcaklık nedeniyle hayatını kaybettiğini anımsattı. Kurnaz, Türkiye dahil birçok ülkenin aşırı sıcaklara karşı yeterli hazırlığı olmadığını ve gelecek 20-30 yıl içinde benzer olayların daha sık yaşanabileceği öngörüsünde bulundu. Kurnaz, iklim değişikliğinin etkisinin sadece sıcaklık artışı olmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Türkiye'nin bunlar dışında en büyük problemi, önümüzdeki 20 küsur sene içerisinde çok ciddi bir göç dalgasıyla karşılaşacaksınız ve o göç dalgası da 2 milyon, 3 milyon, 5 milyon değil. Bir sabah kalkacağız, sınırımızda 20-30 milyon kişi göreceğiz. Bütün güney ve doğu sınırımızda. Bunlar korkunç olaylar. Olması ihtimali de yüzde 50'nin üzerinde önümüzdeki 30 sene içerisinde. Çünkü bizim doğumuzda bir Pakistan var, bir Hindistan var, bir Bangladeş var. Bunlar da dünyanın en kalabalık ülkesi, en kalabalık beşinci ülkesi, en kalabalık yedinci ülkesi. Oralarda olacak bir iklim felaketi öyle 3-5 kişinin değil, 100 milyon kişinin bir anda göç etmesine neden olacak ve nereye göçecekler bir düşünün." İklim değişikliği nedeniyle yakın gelecekte gıdaya erişimin zorlaşacağını ve özellikle kuraklık ile aşırı sıcaklıkların Türkiye’de üretilen buğdayın dahi yetersiz kalmasına yol açabileceğinin altını çizen Kurnaz, Rusya gibi büyük üretici ülkelerde de benzer krizlerin yaşanma ihtimalinin yüzde 20-30 seviyelerinde olduğunu aktardı. Kurnaz, bu risklere karşı henüz yeterli hazırlık yapılmadığını ve tarımsal üretimde acil önlem alınması gerektiğini bildirdi. - Sıcaklık rekorları yağış rejimlerinin de değişmesine neden oluyor Türkeş de Türkiye'nin yarı kurak, subtropikal Akdeniz iklim bölgesinin içerisinde yer aldığını söyledi. Alçak enlem ülkelerinde özellikle buğday, mısır ve çeltik olmak üzere düşüş beklendiğine işaret eden Türkeş, "Bugünün soğuk iklim bölgelerinde bazı ürünlerde özellikle tahıllarda başlangıçta bir artış öngörülüyor. Ancak dünyanın zamanla daha da ısınması, kuraklaşması, hastalık ve zararlıların öngörülmediği şekilde o bölgelere taşınması nedeniyle karbondioksit gübrelemesine rağmen zaman içinde bir düşüş bekleniyor. Türkiye'de bu anlamda baktığımızda yüksek dağlık alanlar, platolar, coğrafyalar çok zengin. Bu bizim avantajımız." değerlendirmesinde bulundu. Türkeş, ülkede uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları, ani ve şiddetli yağışlar ile fırtına ve dolu gibi aşırı hava olaylarının sıklık, süre ve şiddet açısından arttığını hatırlatarak, bu süreçte kuraklığın meteorolojik boyuttan tarımsal ve hidrolojik kuraklığa hızla dönüştüğünü ifade etti. Sıcaklık değişiminin iklim dengelerini de bozduğuna işaret eden Türkeş, "Sıcak hava dalgalarının sıklığı, süresi ve ortalama sıcaklık arttığında, üst üste küresel sıcaklık rekorları kırıldığında aynı zamanda iklimin dengesini sağlayan geniş ölçekli basınç ve rüzgar sistemlerini, yağış rejimlerini de değiştiriyoruz. Bunun da su kaynakları, tarım üzerinde çok ciddi etkisi var." dedi. Türkeş, kurak iklim alanlarının genişlemesiyle ülkede bazı bölgelerde çölleşme eğilimlerinin güçleneceğinin altını çizerek, iklim değişikliğinin su kaynakları, orman yangınları, biyoçeşitlilik ve gıda güvenliği dahil pek çok alanda temel sorun haline geleceğini dile getirdi. Türkiye’de yağış ve kuraklık koşullarının genel atmosfer dolaşımı ve bölgesel hava sistemlerinin etkisiyle şekillendiğine işaret eden Türkeş, bu yıl ise Akdeniz ve Güney Avrupa üzerinden gelen cephesel alçak basınç sistemlerinin etkisiyle yağışlı koşulların güçlendiğini anlattı. Türkeş, bu durumun tarımsal üretimi olumlu etkileyebileceğini aktardı. - "İklim değişikliği hepimizi daha fakirleştirecek" Avcı da iklim değişikliğinin tarımda olduğu kadar su ve enerji sistemleri üzerinde ciddi baskı yarattığını belirterek, ülkenin su stresinden su kıtlığı sınırına doğru ilerlediğini, hatta bazı bölgelerde bu eşiğin aşıldığını vurguladı. Geçmişte altyapı ve baraj projelerinin 40 yıllık yağış ve akım verilerine göre planlandığını anımsatan Avcı, iklim değişikliği nedeniyle artık bu yaklaşımın yerini son 5-10 yıllık değişken ve düzensiz yağış rejimlerinin aldığını dile getirdi. Avcı, bu değişimin yağışların azalması, kısa süreli şiddetli yağışlara dönüşmesi ve uzun kurak dönemlerin artmasıyla hidroelektrik üretimini olumsuz etkilediğini ve enerji üretim kapasitesini düşürdüğünü kaydetti. Avcı, iklim değişikliğinin sosyolojik etkilerine de değinerek, "Siz bir kaynağa erişmek için suya erişmek için kazancınızdan daha çok miktar ödemek zorundasınız. Gıdanıza daha çok para ödemek zorundasınız. Yani burada sizin hem yaşam kalitenizin, gelir düzeyinizin azalma ihtimali var, bir de yaşam olarak daha kısa süre yaşama ihtimaliniz var. Yani esasında iklim değişikliği hepimizi daha fakirleştirecek." ifadelerini kullandı.
- AA Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü ile Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen "Yeşilhat Akademi Buluşmaları"nda, iklim krizinde geri dönüşü olmayan eşiklere ulaşılıp ulaşılmadığı iklim sistemi, tarım, su ve enerji boyutlarıyla konuşuldu - Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz: - "Tarımsal üretim açısından kuraklığın, donun öngörülemiyor olması büyük bir tehlike"

İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansı (AA) Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü Yeşilhat ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen " Yeşilhat Akademi Buluşmaları"nda uzmanlar, iklim krizinde geri dönüşü olmayan eşiklere ulaşılıp ulaşılmadığını iklim sistemi, tarım, su ve enerji boyutlarıyla ele aldı.

Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Salonu'nda gerçekleşen, AA Yeşilhat muhabiri Biriz Özbakır'ın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte akademisyenler ve öğrenciler, iklim değişikliğinin tarım, su ve enerji sistemleri üzerindeki etkilerini ve artan risklere karşı alınması gereken önlemleri değerlendirdi.

Etkinliğe Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Murat Türkeş ve Prof. Dr. Cem Avcı konuşmacı olarak katıldı.

"İklim krizi karşısında tarım: riskler, uyum ve çözümler" temasıyla düzenlenen programın açılışında, Türkiye'nin ilk çevre haberleri müdürlüğü Yeşilhat'ın tanıtım videosu izlendi.

Kurnaz, konuşmasında, tarihsel olarak 180-200 ppm (milyonda bir parçacık) aralığında seyreden atmosferdeki karbondioksit oranının bugün 430 ppm'ye çıktığını, 350 ppm eşiğinin aşıldığını söyledi.

Bu seviyenin geri dönüşü zor süreçleri başlattığına dikkati çeken Kurnaz, artışın 560 ppm'ye ulaşması halinde küresel sıcaklıkların 5-6 derece yükselebileceğini ve her artışın iklim sisteminin eski dengesine dönmesini çok daha uzun süreli hale getirdiğini kaydetti.

Kurnaz, iklim değişikliği nedeniyle kuraklığın daha şiddetli ve uzun sürdüğünü, aynı zamanda daha önce görülmeyen alanlara yayıldığını belirterek, "Tarımsal üretim açısından kuraklığın, donun öngörülememesi büyük bir tehlike. Aynı zamanda aşırı yağışların öngörülemiyor olması çok büyük bir tehlike Türkiye açısından ve bu üçü de artmaya başladı son zamanlarda. Hem görünürlükleri arttı hem şiddetleri hem sıklıkları hem de ne kadar kuvvetli oldukları." dedi.

- Sıcak hava dalgalarının olumsuz etkisi olabilir

Sıcak hava dalgalarının etkilerinin hafife alındığına işaret eden Kurnaz, 2003’te Fransa’nın Paris kentinde yalnızca iki haftada 17 bin kişinin sıcaklık nedeniyle hayatını kaybettiğini anımsattı. Kurnaz, Türkiye dahil birçok ülkenin aşırı sıcaklara karşı yeterli hazırlığı olmadığını ve gelecek 20-30 yıl içinde benzer olayların daha sık yaşanabileceği öngörüsünde bulundu.

Kurnaz, iklim değişikliğinin etkisinin sadece sıcaklık artışı olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin bunlar dışında en büyük problemi, önümüzdeki 20 küsur sene içerisinde çok ciddi bir göç dalgasıyla karşılaşacaksınız ve o göç dalgası da 2 milyon, 3 milyon, 5 milyon değil. Bir sabah kalkacağız, sınırımızda 20-30 milyon kişi göreceğiz. Bütün güney ve doğu sınırımızda. Bunlar korkunç olaylar. Olması ihtimali de yüzde 50'nin üzerinde önümüzdeki 30 sene içerisinde. Çünkü bizim doğumuzda bir Pakistan var, bir Hindistan var, bir Bangladeş var. Bunlar da dünyanın en kalabalık ülkesi, en kalabalık beşinci ülkesi, en kalabalık yedinci ülkesi. Oralarda olacak bir iklim felaketi öyle 3-5 kişinin değil, 100 milyon kişinin bir anda göç etmesine neden olacak ve nereye göçecekler bir düşünün."

İklim değişikliği nedeniyle yakın gelecekte gıdaya erişimin zorlaşacağını ve özellikle kuraklık ile aşırı sıcaklıkların Türkiye’de üretilen buğdayın dahi yetersiz kalmasına yol açabileceğinin altını çizen Kurnaz, Rusya gibi büyük üretici ülkelerde de benzer krizlerin yaşanma ihtimalinin yüzde 20-30 seviyelerinde olduğunu aktardı. Kurnaz, bu risklere karşı henüz yeterli hazırlık yapılmadığını ve tarımsal üretimde acil önlem alınması gerektiğini bildirdi.

- Sıcaklık rekorları yağış rejimlerinin de değişmesine neden oluyor

Türkeş de Türkiye'nin yarı kurak, subtropikal Akdeniz iklim bölgesinin içerisinde yer aldığını söyledi.

Alçak enlem ülkelerinde özellikle buğday, mısır ve çeltik olmak üzere düşüş beklendiğine işaret eden Türkeş, "Bugünün soğuk iklim bölgelerinde bazı ürünlerde özellikle tahıllarda başlangıçta bir artış öngörülüyor. Ancak dünyanın zamanla daha da ısınması, kuraklaşması, hastalık ve zararlıların öngörülmediği şekilde o bölgelere taşınması nedeniyle karbondioksit gübrelemesine rağmen zaman içinde bir düşüş bekleniyor. Türkiye'de bu anlamda baktığımızda yüksek dağlık alanlar, platolar, coğrafyalar çok zengin. Bu bizim avantajımız." değerlendirmesinde bulundu.

Türkeş, ülkede uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları, ani ve şiddetli yağışlar ile fırtına ve dolu gibi aşırı hava olaylarının sıklık, süre ve şiddet açısından arttığını hatırlatarak, bu süreçte kuraklığın meteorolojik boyuttan tarımsal ve hidrolojik kuraklığa hızla dönüştüğünü ifade etti.

Sıcaklık değişiminin iklim dengelerini de bozduğuna işaret eden Türkeş, "Sıcak hava dalgalarının sıklığı, süresi ve ortalama sıcaklık arttığında, üst üste küresel sıcaklık rekorları kırıldığında aynı zamanda iklimin dengesini sağlayan geniş ölçekli basınç ve rüzgar sistemlerini, yağış rejimlerini de değiştiriyoruz. Bunun da su kaynakları, tarım üzerinde çok ciddi etkisi var." dedi.

Türkeş, kurak iklim alanlarının genişlemesiyle ülkede bazı bölgelerde çölleşme eğilimlerinin güçleneceğinin altını çizerek, iklim değişikliğinin su kaynakları, orman yangınları, biyoçeşitlilik ve gıda güvenliği dahil pek çok alanda temel sorun haline geleceğini dile getirdi.

Türkiye’de yağış ve kuraklık koşullarının genel atmosfer dolaşımı ve bölgesel hava sistemlerinin etkisiyle şekillendiğine işaret eden Türkeş, bu yıl ise Akdeniz ve Güney Avrupa üzerinden gelen cephesel alçak basınç sistemlerinin etkisiyle yağışlı koşulların güçlendiğini anlattı. Türkeş, bu durumun tarımsal üretimi olumlu etkileyebileceğini aktardı.

- "İklim değişikliği hepimizi daha fakirleştirecek"

Avcı da iklim değişikliğinin tarımda olduğu kadar su ve enerji sistemleri üzerinde ciddi baskı yarattığını belirterek, ülkenin su stresinden su kıtlığı sınırına doğru ilerlediğini, hatta bazı bölgelerde bu eşiğin aşıldığını vurguladı.

Geçmişte altyapı ve baraj projelerinin 40 yıllık yağış ve akım verilerine göre planlandığını anımsatan Avcı, iklim değişikliği nedeniyle artık bu yaklaşımın yerini son 5-10 yıllık değişken ve düzensiz yağış rejimlerinin aldığını dile getirdi. Avcı, bu değişimin yağışların azalması, kısa süreli şiddetli yağışlara dönüşmesi ve uzun kurak dönemlerin artmasıyla hidroelektrik üretimini olumsuz etkilediğini ve enerji üretim kapasitesini düşürdüğünü kaydetti.

Avcı, iklim değişikliğinin sosyolojik etkilerine de değinerek, "Siz bir kaynağa erişmek için suya erişmek için kazancınızdan daha çok miktar ödemek zorundasınız. Gıdanıza daha çok para ödemek zorundasınız. Yani burada sizin hem yaşam kalitenizin, gelir düzeyinizin azalma ihtimali var, bir de yaşam olarak daha kısa süre yaşama ihtimaliniz var. Yani esasında iklim değişikliği hepimizi daha fakirleştirecek." ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve noktahaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.